Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

As!'den_T. Y. Mazer_Lacivert_Kitap Yorumu

Herkese merhaba 🙌


Konuyu zorlaştırma, kaçmaya çalışma, etrafı kurcalama..



Sihirli Kitaplık ekibinin başlattığı Lacivert kitap turuna bende misafir oldum. Ayyy iyi ki de olmuşum hissiyatı bu satırları yazarken bile hala aklımın bir köşesinden geçip duruyor

Turumuzun konuğu, T.Y.Mazer'in kaleme aldığı Ephesus Yayınlarının bastığı olaylı (Cnr kitap fuarında adeta yer yerinden oynamıitı)  Lacivert kitabı. 

Kitabın konusu son dönemde okuduğumuz birbiri tekrarı kitaplardan çok uzak. Sizi ileri teknoloji ile donatılmış, aksiyon ve heyecanı iliklerinize kadar hissettirecek, adı Mahzen olan ama okuyucuya dünyanın en güvenilir yeri hissiyatı yaşatan bir kitap sizleri bekliyor.

Ön sözümüzü de belirttiğimize göre 😍 #kitapyorum da gelsin o vakit. 
 

Kitabın bayan karakteri Beren Soydan. İllet mi illet, insanı katil edebilecek bir abisi var. Abisinin kendisine uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddette artık dayanamıyor ve üniversiteler arası geçiş yaparak İstanbul'a kaçıyor. 
 
Kaçarken geride abisine özel bıraktığı hasar muazzamdı. Ohh olsun onlara 😋 İstanbul'a ayak basar basmaz önce kayboluyor sonra başına belaların en büyüğü - böylesi bir bela herkesin başıma - geliyor. Belanın adı James Hunter 💗 Başarısız geçen bir operasyondan yaralı olarak kurtulan James, kaçarken karşısına çıkan kıza ve arabasına el koyuyor. Kızımız akşamın sonunda kendisini ileri teknolojinin anavatanı olan bir mahzende buluyor. James'in yaraları bir anda iyileşiyor üstüne üstlük bambaşka bir adam olarak Beren'nin karşısına çıkıyor.  Önce okuyucu olarak ne oluyor yahu diye bi  kafa karışıyor  ama sonra James ince ince detaylıca neyin nasıl oluğunu bize anlatıyor😁 Haa bu arada adamımızda  değişmeyen tek şey o yakıcı Lacivert gözlerin olduğunu da  belirtmeden geçemeyeceğim. 💕 (saranghae James) An itibariyle Beren'nin olaylara kişi ve kişilere adapte olma sürecini, acımasız ve duygusuz ama bir o kadarda düşünceli katilimize gönlünü kaptırma anlarını keyifle okuyoruz. Ben kızı sevdim. Öyle olur olmadık yerlerde tribal enfeksiyonlara girmedi, yeri geldi ağladı yeri geldi çemkirdi ki haklı olarak çemkirdi. Zaten biz bayanlar asla haksız yere çemkirmeyiz 😁 
 
Endamın yeter şarkısını kendisine ithaf etmekten gurur duyarım efeni



 James Hunter, kendisi kitap içerisinde en salyalarımızı akıtarak okuduğumuz adam olma unvanına sahip. Net ! Acımasız ve duygusuzca olan bakışları o kadar güzel anlatılmış ki, ben bile kızın sulu esprilerine kıkır kıkır gülerken onun en minnakından bile tepki göstermemesi şok etti beni. Az gül be adam, somurt somurt nereye kadar. James yabancı biri, bağlı olduğu birlik onu genellikle Türkiye'deki işlere yolluyor ve Türkçe'yi akıcı bir şekilde konuşabiliyor. Aha o kadar ki Beren'e bile ondan daha iyi Tükçe konuştuğunu söyleyebiliyor. Beren'i gizli görevi bitene kadar yanından ayırmıyor, operasyon dahil her yerde yan yanalar. James'in elinde ki iş onun son işi olacak. Bu son iş ile amacı ortadan kaybolan ortağı Sophia'yı bulmak. Olaylar hiç eksik kalmıyor o yüzden kitabın temposu hiç düşmüyor. 

  




Bir diğer ajanımız Mike 2.favorilerimden, Elizabeth ise yok olup gidesice den başka bi diyecek söz bulamıyorum. Ve Jenny, kendisi robot olsa da bence de çok tatlıydı


Şimdi gelelim kitabın finalineeeeeee.. 

Acaba bana neden kimse kitabın sonunda koskocaman bir DEVAM EDECEK yazısı olduğunu  söylemedi ki. 

Off öyle bi yerde bitti ki Ephesus Yayınlarının kapısında nöbetleşe bekleyeceğiz artık.
 










Hadi EN'lerim yapalım
 
En Sevdiğim Karakter: Plissss tabiki James Hunter yanın da bonus olarak Mike da olabilir.
 
En Sevmediğim Karakter: Çetin Soydan 👿 geberesice 
 
En Sevdiğim An: Imm.. O zor oldu bu hemen hemen her sahne favorim ama James ve Beren'nin çıplaklıkla ilgili olan muhabbetleri 😂
 
En Sevdiğim Alıntı:    
 "Nereye gidiyoruz?" dedim. 
"İsviçre'ye" dedi. Cevap vermeye hazırlanırken, lafı ağzıma tıkadı. "Yorum yapma. Tartışmaya açık değil. Benim gitmem gerekiyor ve o kadar uzağa giderken seni burada bırakamam." 
"Bu durumu kolaylaştıracak bir ışınlanma teknolojiniz yok mu?" Lacivert boş gözlerle bana baktı. "Mümkünse. " Duraksadı. "Soru da sorma." 

Yaaa çok ponçiksin ama sen 💗
 


Kitap hakkında yorumlar, playlist en önemlisi yarışmaya katılmak için sizi BURAYA davet ediyorum dostlar.. 

Bizden ayrılmayın ve takipte kalın efenim. Sevgiler As!

As!'den_Resident Evil: The Final Chapter_Karakter İncelemesi

Herkese merhaba 🙌

@Kitapla_mola kızları olarak başlattığımız Resident Evil: The Final Chapter kitabının turu ile sizlerleyiz. İlk olarak kitapla ilgili Rüya Kız Serpil'in yorumu için buraya TIKTIK yapabilirsiniz.

Serinin ilk filmini yıllatr yıllar önce izlemiştim. Aha izlediğim tarihi hatırlamaya çalışıyorum ama pek mümkün olmadı. 😞Heyy gidi zaman, asırlar önceymiş gibi geliyor. 


Kitap karakterlerini oyuncularını daha yakından tanımaya ne dersiniz? 

O zaman buyurun karakterlerimizi tanımaya.. 

İlk olarak seriye adıyla güzelliği ve muhteşem performasıyla hayat veren  Milla Jovovich yani nam-ı diğer Alicie / Alicia Marcus ile başlayalım.

Aslında her şey Alicia'nın babasının onu yaşatma çabası yüzünden başlamıştı. Küçücük bir kızken yakalandığı erken yaşlanma hastalığı babasını çaresiz bir duruma sokmuştur. Tüm bu çabalar sonunda babasının bulduğu tvirüsü ile hastalık son bulacak derken virüs muazzam bir şekilde büyüyor. 

Devreye giren zombiler ve evrim geçirmiş yaratıklarla uğraşma derdi de Alicie'ya kalıyor.

Hatun için diyecek söz yok. Ben kendisini ilk Jeanne D'Arc da izlesem de bu film ile adını taçlandırdı. Kitabı okurken bile gözümün önüne hep sen geldin Milla 💖

 Kızıl kraliçe, Alicie'ya 48 içinde Raccoon City'e gitmesini ve orada bulunan antivirüsü almasını ister. Ve zorlu yolculuk bu andan itibaren başlıyor. Söylemeden geçemeyeeğim, kitapta bu yolculuk o kadar güzel ve dağınık detaylar olmadan anlatılmış ki, hali hazırda filmi izleme gereği duymaz insan ama yinede seriyi sadece 1. filmde bırakmıl biri olarak kitap filmi meraklı hale getiriyor. Kafamdaki sorulara bir cevap bulmalıyım ve sanırım bu cevaplar filmin serilerinde yatıyor. 




Ali Larter yani, Alicia'nın eski dostu Claire Redfield. Ali'yi ilk Heroes dizisinde izlemiştim. Off o kadar zaman önceydi ki, vaay be ne günler geçmiş diyorum😔 


Claire, hayatta kalan bir grup insanın yanında yer almaktadır ve Alicia'yı da gruba dahil edip beraber mücadele etmek istemektedir. 

Alicie ile beraber oldukları bir dövüş sahnesi var ki kitapta böyleyse beyazperde de nasıldır diye merak ettirmedi değil.















Eoin Macken , kendisini kitap içerisinde Doc. olarak tanıyacağız. Sanırım filmde de aynı şekilde bizlerle oluyor.

Oluşturduğu küçük grubun lideri olur kendisi. Benim için kitapta bir çok yerde sürpriz yumurta olma unvanına erişmiş bulunmaktadır. 😋 Tam sevecekken seni yapılır mıydı bu 😖



















Hayatta kalan son insan tanesinden biridir Razor. Bir şekilde Doc. Macke'nin sağ kolu oldu ve oda bu mücadeleye baş koyanlar arasına girdi. 💪

















Ayy işte benim favorim, Christian. Grubun bir diğer üyesi. Oda zombilerden ve canavarlardan bezmiş ve onlardan kurtulmak için elinden geleni yapmaya ant içenlerden. 

Kendisinin gerçek adı William Levy imiş. Kafamı kuma gömerek söylemek istiyorum ki kendisini hiç izlemedim. Sanırım filmi izlemek için harika bir neden daha. 

Ve belirtmek isterim ki, kendisinin tipini görmeden öncede kitapta sevmiştim. Kader işte görmeden aşık edebiliyor 😍😍😍😍😍😍

 Asi durur mu hemen araştırdım, filmde oynadığı karakter hakkında baknız bu satırları söylemiş " Çok güçlü bir kişiliği var, kimseye güvenmiyor. Önce ateş edip, sonra soru soruyor."
Ayy cidden öyle ama ya.. Kitapta en sevdiğin karakter kim deseler
Christian.Christian.Christian.derim 😜






Diğer üyemiz Abigail'e Ruby Rose hayat vermiş. 

Grubun ayaklı silah icat edeni dir. Her şey den silah yapabilir ve sizi zor durumdayken kurtarabilir. 

 















Bir kitapta olmaz olmaz kötü adamlardan en kötüsü 😡 Dr. Isaacs. Gerçek adını bilemesekte olur bence 😡 Alicia'nın babası James'in ortağı Umbrella Şirketinin yarı ortağı ve insanlığı yok etmeye baş koymuş insan müsveddesi 😈 Geberesice pislik 😈 O kadar sene filmde ölmesini nasıl beklemişler yahuu ben olsa dayanamazdım
😈
















 

Finali okuyucuları şoka uğratan ama zaten böyle olmalıydı dedirten Küçük Alicia yani Kızıl Kraliçe ile karakter incelememize son verelim. Finalde Alicie yardım eli uzatan Kızıl kraliçe belki de başlayan savaşı sonlandırmada en büyük rolü oynuyor. 

Kızıl kraliçenin kim olduğunu öğrendiğimde epeycede şaşırdım. İçinde sakladığı şeyler ise bence kitaba damga vuran, kitap kurgusunun kusursuz olmasına neden olan şeydi. Yani kısaca kızıl kraliçe olmasaydı, kitap olmazdı. Alicie bu durumdan kurtulamazdı ve hayatta kalan son insanlarda yeryüzünden silinirdi. 

Diyeceklerim bu kadar 😋😋😋😋




Kitaptan ve karakterlerden bu kadar bahsetmişken fragmanları izlemezsek olmaz dimi? Keyifli seyiler..



 
 




Bu arada belirtmek isterim ki, kitap ve film için final deselerde kitabın sonu bana pekte öyle gelmedi. Kimbilir belkide bendeki sadece bir umut 💘


Bir sonraki turlarda görüşmek üzere.. Sevgilerle Asi




Kitap YORUMU:Resident Evil | Şeytanın Dönüşü (Serpil KIR)

Kitapla_Mola Bookstagram Turu
 "Resident Evil | Şeytanın Dönüşü" THE FINAL CHAPTER 


Yıllar yıllar önce serinin ilk filmini izlerken çok sevmiştim. Hatta öyle sevmiştim ki o senenin yazı bu filmi ile bitti diyebilirim. Daha sonra da bu ritüele eşim ile devam ettim. Epeydir izlemediğim için kitabı okumak çok ama çok iyi geldi. Geçmişe dönmüş gibi hissettim ve karakterleri okurken Milla Jovovich de sanki  benimle birlikteydi 😉 
&&&&&
Yorumuma geçmeden önce son aylarda İndigo Yayınlarının ataklarını da takdir etmek istiyorum. Hepsi bir yana, daha hazırlık aşamasında duyurusunu yaptıklarından itibaren okumak için büyük istek duydum. 

__Ve nihai SON__


Bundan yıllar önce, bilim adamı olan iki yakın arkadaş, Dr. Alexander Isaacs ve James Marcus Umbralla Şirketini kurar. Bu şirketin adını "UMBRALLA" koymalarının bir sebebi var.
"Çünkü anlamı şemsiye demek,  şemsiye korumanın sembolüdür. Onu taşıyan insanı korur ve yardıma ihtiyaç duyan herkesi bir araya toplamanın sembolüdür. "
Başlarda bu şirket adının hakkını vererek oldukça güzel buluşlar yapar. Marcus'un kızı Progeria hastalığı ile mücadele eder ve durumu ağırdır (hızla yaşlandıran bir hastalık, Werner Sendromu). Marcus'un hedefi kızını ve bu hastalığa yakalanan tüm çocukları kurtaracak yeni tedavi yöntemleri  bulmaktan ibaret olmaya başlar. 
Büyük mucize gerçekleşir ve Isaacs ve Marcus Progenitor hücreyi bulur. T-virus dedikleri bu hücre, deforme olmuş hücreleri canlandırıp daha güçlü bir hale getirir. Marcus'un kızının da hayatı kurtulur, lakin bu hücrenin öngürelemeyen yan etkileri de vardır, hemde çok korkunç yan etkiler...
İşte bu yan etkiler Isaacs için yepyeni bir dünyanın kurulması anlamına gelmeye başlar. Ama bu yeni dünya için önce varolan yaşayanların birer zombiye dönüşüp kendi ırklarını öldürmesinden geçmektedir. Marcus devlete bu ilacı satmaya şiddetle karşı çıkar. Ama kahrolası Isaacs yoluna taş koyan herkesi ortadan kaldırır ve buna James Marcus da dahildir. Marcus'dan şimdi geriye bir tek Alice kaldı, o da yıllarca sürecek bir savaşın esas kahramanı olacaktır. 
Isaacs, zombilerle dolu yeni dünyanın son fitilini ateşlemeye hazır, yoluna çıkmaya devam eden herkesi de ortadan kaldırmaya kararlıdır. Ama ezeli baş düşmanı Alice yeniden işlerine çomak sokar. 


Alice, yıllardır verdiği mücadelenin sonuna gelmiş gibi hissetsede son nefesine kadar bu kıyımları durdurmakta kararlıdır. Umbralla'nın beyni, Kızıl Kraliçe ne yapması gerektiğini Alice'e anlattığında açıkçası bende pek güvenmedim, sonuçta Umbralla'nın beyninden bahsediyoruz. Ama Alice'in de dediği gibi "denenecek başka ne kaldı"...

Umbralla, havayla yayılan bir antivirüs geliştirmiş, eğer bu virüs yayılırsa T-virüsünü ve ona temas eden herşeyi yok edecek ve birkaç dakika içerisinde tüm virüsü dünyadan yok temizleyecektir. Şimdi Alice herşeyin başladığı, Umbralla'nın, T-virüsün ve onun tedavisinin geliştirildiği Hive'a, Raccoon City'e geri dönmek zorundadır. Önünde sadece kırk sekiz saati olan Alice, önüne çıkan tüm engelleri zorluda olsa aşmak zorundadır.

__zombi,yaratıklar,ahtapot kollular ve yılan dillilerden bahsediyorum ve okurken içimin ürpermesine mani olamadım. 

Tabikisiiiiiii en büyük engelde peşinde gelen Isaacs dan baskası değildir. 
Raccoon City'e gittiğinde başka başka suprizler de Alice beklemektedir. 

__😄söylemeyi çok istesemde spoilerin babası olacağından susuyorum).

Film tadında bir kitap okudum desem yeridir resmen. Her zaman söylemişimdir, tavsiye verirken iki kez düşünmek zorunda bırakmayan kitapları seviyorum diye 😄 işte bu kitapta kesinlikle onlardan...

ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM...


Unutmadan İnstagram da başlattığımız yarışmaya katılmak için ➡  TIKLAMANIZ yeterli 😉

Okumak İptiladır Müptelalara Selam Olsun 


As!'den_Tomorrow With You_K-Drama_İncelemesi

Herkese merhaba 🙌 

Uzun zamandır k-drama incelemesi yapmadığımı fark ettim ve hemen arayı kapatma ihtiyacı hissettim. Kitaplar nasıl hayatımın bir parçası ise kdramalarda benim için öyle.. Mutsuzken, hayatın dibine vurmuşken, kafamı meşgul etme ihtiyacı hissediyorsam hemen açar en afillisinden bir kdrama izler kendimi resetlerim. İnanın işe yarıyor. Test edildi onaylandı. 

Bugün sizlere, oyuncularını da çokça sevdiğim Tomorrow With You dan bahsedeceğim. 

Hayat düşündüğünden kısa. Geçmişe takılıp kalmamalısın..

Dizi yine bir TvN dizisi. Kanal son dönemde yükselen yıldız adeta. Content Trend Leader sloganıyla G.Kore'nin kablolu özel kanalı. TvN dramalarda kesinlikle favorim oldu. Girin sitesine 10 dizisinden 8'i mutlaka favori dizilerimizdendir.

Sizlere öncelikle başrol oyunculardan bahsetmek istiyorum. 

  
Dizinin as oyuncularından biri Lee Je Hoon. Kendisini yıllar önce My Paparotti  filminde tanımıştım. O kadar şahane bir oyunculuk sergilemişti ki çevirisi olan her filmini izlemiş saçma sapan olsa da Fashion King dizisine bile bakmıştım. Sonrasında askerlikti vs. derken ortalarda pek gözükmedi Pavarottim 💕 Geçen yıl yine bir TvN draması olan Signal  diye bir  polisiye drama da oynadı ki bence yıllarca konuşulmalı o dizi. Her bir sahnesi muazzamdı. Son filmini de indirdim ama henüz izlemedim. Özlem dolu günlere ayırdım kendisini..


 Ve T.w.you da kendisi yine şahane oyunculuğu ile kalpleri çalıyor. Rolü o kadar karmaşık duygular ve çaresizlik içerisinde ki başka biri olsa bu rolü arapsaçı modunda oynar bize öyle aktarırdı ama söz konusu Je Hoon.


Bayan oyuncumuz ise gamzelerin kraliçesi Shin Min Ah.. Kendisinin oynamadığı rol kalmadı sanırım. Bir çok dizi de kalplerimizi çalan, ah o gamzeler dedirten, güzelliği ile bizi kıskançlık krizlerine sokan hatun. Seviyorum kendisini, başarılı rol seçimleri, oynadığı dizilerdeki rol arkadaşları - ki burada gerçekten ama gerçekten çok şanslı olduğunu bir kez daha belirtmek isterim - ile olan şahane uyumu, izlerken daha fazlası olamazdı dememize neden oluyor. 



 Bu iki güzellik başroldeyse dizi hakkında başka sorgu sual olur mu hiç?

Dizinin konusu izlenmişler arasında en sıra dışı olanından. AnlayacağınızTvN klasiği ile şaşırtıyor izleyicileri..

Yoo So Joon (Je Hoon)  ve Song Ma Rin (shin Min Ah) yıllar önce bir gün metro da başladıkları tartışmayı bir sonraki durakta inip devam etme kararı alırlar. Metrodan iner inmez metro feci bir şekilde kaza yapar ve tüm yolcular  hayatını kaybeder. Buna So Joon'nun anne ve babası da dahil. 




 Kurtulan sadece bu ikisi olmuştur. Aradan yıllar geçer ve hayatına bir şekilde devam eden Ma Rin, kazayı ve kazada ölenleri hiç unutmaz ve her gün ölenlerin anıtına gidip onlar için dua eder. 

 
So Joon ise kazadan sonra inanılmaz bir güce sahip olmuştur. Kendisi kaza yapan metronun istikametine giden bir metroya bindiğinde zamanda yolculuk yapmaya başlar. İlk başlarda bu yolculuğun amacını nasıl işlediğini kavrayamaz ama sonrasında bu mucizevi yolculuğun her türlü nimetlerinden yararlanır. Misal, herkesin yapacağını yapar ve piyango bileti alır, akıllı yatırımlar yapar ve çokça zengin olur.  😂😂


 


  Gel gelelim bir gün  So Joon, gelecekte yolculuk yaparken kendisini, tanımadığı, normal hayatta görse dönüp bakmayacağı şaşkaloz bir kızla evli olarak görür. 

Gelecekte daha gerilere gidip ne olduğunu bulmaya karar verir.. İşte bu noktada keşke hiç gitmeseydin, ne olduğunu araştırmasaydın da kaderin karşısına geçmeseydin dediğimiz ana geliyoruz. 

Öncelikle kızı bir araba kazasından kurtardığını izliyoruz, şayet kazadan kurtarmazsa kız sakat kalacaktır. 


Tam hallettim artık rahatız dediği anda aynı kadınla kendisinin 25 Aralık 2019 da karıştıkları bir trafik kazasında öldüklerini görüyor. 

 İşte bu görüş So Joon'nu kızın hayatına bilerek girmesine, onu kendisine aşık etmesine hatta ve hatta onunla evlenecek kadar ileri gitmesine neden oluyor. 




 Şahsen dizide So Joon için inanılmaz üzülüyorum. Etrafındaki insanların gelecekte başlarına gelecekleri önceden biliyor (ki merak hiç iyi bir şey değili bir kez daha öğreniyoruz) kimilerini kurtarmaya çalışıyor başaramıyor, onun acısını çekiyor, kimilerini kurtarıyor ama bu seferde zaman döngüsü değişiyor ve daha fena şeyler oluyor.


 Başlarda tek derdi, büyük kazaya engel olup kendi ölümünü engellemekti ama işler artık değişiyor. Zira yavaş yavaş sevimli eşi Ma Rin'e aşık oluyor ve onun yaşaması için, acı çekmemesi için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyor. Geleceğe gitme takıntısı bü yüzden ciddi bir boyuta çıkıyor. 
 

 
 
Ma Rin, kocasının zaman yolcusu olduğunu öğrendiğinde başta kabullenemese de sonrasında bir şekilde kabulleniyor ama artık bu yolculukları yapmasını istemiyor. Kavgalar ve birbirlerinden yavaş yavaş kopmaya neden oluyor.

Son bölümde So Joon'nun ortadan kaybolduğunu ve yıllardır kimsenin kendisinden haber alamadığını öğreniyoruz ya işte bu kısımda gelecekte ne oldu da ortadan kayboldu sorusunu deli gibi merak ediyorum 😆 aklım çıkacak düşünmekten 😴



 Dizinin sonunda bu ikisi kurtulacak mı? Yoksa birinden birini kaybedecek miyiz? Ma Rin, kendisiyle sırf ölümlerden kurtulmak için evlendiğini öğrendiğinde ne yapacak? Ve size bahsetmediğim bir diğer zaman yolcusunun kim olduğunu (başta tahmin etmiştim ve tahminim doğru çıktı bakalım sizler edebilecek misiniz) öğrendiğinde işler ne kadar çığırından çıkacak. İşte son 6 bölümde bunların cevaplarını bulacağız, yani inşallah 😁

 
 

Finalde bizi neler bekliyor bilemiyorum. Her bölüm olaylar o kadar çok şey değişiyor ki. Sonraki bölümü tahmin et deseler sittin sene edemem. Durağan kasvetli ama bir o kadar da merakla beklenen bölümlerde son 6 da kaldık. (bu postu yazarken 10. bölüm yayınlanmıştı, yazıyı paylaşana kadar 4 bölüme de düşmüş olabilir)



 
 

Anlayacağınız bir senarist insafı duası daha bizleri bekliyor. Mutlu olsunlar, anlaşabilir bir son olsun ve boy boy çocukları olsun ile biten bir final gayet cezbedici olurdu 💗 


En hüzünlü sahnede, en ağlamalı olan anda çalan ost olmazsa olmazlarımızdan tabi.. İşte bu ost yürekleri dağlıyor. Hem de söyleyen Seo In Guk 💗





Buda benden size bonus olsun 

 



 Dizi Künyesi


Adı: Tomorrow With You
Yönetmen: Yoo Je Won
Senarist: Heo Sung Hye
Kanal: tvN
Bölüm Sayısı: 16
Yayın Tarihi: 2016
Dil: Korece
Ülke: Güney Kore

Oyuncular:

Lee Je-hoon - Yoo So-Joon
Shin Min-A - Song Ma-Rin
Kang Ki-Doong - Kang Ki-Doong
Park Ju-Hee - Shin Se-Young
Baek Hyun-Jin - Kim Yong-Jin
Kim Ye-Won - Lee Gun-Sook
Oh Gwang-Rok - Shin Sung-Gyoo
Lee Jung-Eun - Cha Boo-Sim
Jo Han-Chul - Doo-Sik

Konusu:

Zamanda yolculuk edebilen Yoo So Joon, kendisini gelecekte mutsuz bir yaşam sürerken görünce bu kaderi, sevmediği halde Song Ma Rin ile evlenerek önlemeye çalışır. Evlilik oyunlarına başladıklarında Yoo So Joon bu kez de eşinin gelecekte kendisi yüzünden incinciğini görür. Bu gerçeğin kendisine sıkıntı verdiği günlerde Yoo So Joon, bencilce sebeplerle yaptığı evliliğe rağmen sevmeyi öğrenir.




BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI