Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

KİTAP Yorumu: Yaa Gyasi || Yanlız Ağaçların Şarkısı (Serpil KIR)




YAA GYASİ || YALNIZ AĞAÇLARIN ŞARKISI

KİTAP KONUSU

Effia bir yangın gecesinde doğdu. Ormanda yayılan alevler hiç durmadan ilerledi ve yolundaki her şeyi yakıp geçti. Fakat Effia güçlüydü, annesi onu bırakıp kaçmış olsa da hayata tutunmayı başardı. Birkaç yıl sonra yakınlardaki bir köyde kardeşi Esi doğdu. Anne babasıyla birlikte bir süre sevgi dolu, mutlu bir yaşam sürdü. Ama bu iki kardeş birbirlerini hiç görmedi. Effia İngiliz bir valinin karısı oldu, Esi ise Amerika’ya köle olarak satıldı. Fakat onları birbirine bağlayan bir miras nesilleri ve yüzlerce yılı geride bırakarak en sonunda iki gence ulaştı: Marcus ve Marjorie. İkisinin de bildikleri, eski hikâyelere ve efsanelere dayanıyordu. Yıllar önce kopan bağı tekrar bir araya getirdiklerinin farkında değillerdi ama geçmişi anlamadan geleceğe adım atamayacaklarını biliyorlardı. Tekrar gün yüzüne çıkmak için can atan hikâye denizde yarınlara doğru yol alan dalgalar misali hayat bulmayı bekliyordu. 





Orjinal Adı: Homegoing
Yazar: Yaa Gyasi
Sayfa Sayısı : 360
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çevirmen: Medina Azadoğlu


KİTAP YORUMU


Bu kitap hakkında ne anlata bilirim bilmiyorum. Hem okurken yoran, diğer yandan keyifle okutan, hem hüzünlendiren ve de bazen güldüren, hem de bir an önce sonu gelsin diye heyecanlandıran bir kitap. Ben ise her anından keyif aldım. Kitabın içerisinde çok fazla karakter var ama neyse ki yazarcım kitabın ilk sayfalarında soy ağacını ekleme lütfunda bulundu da takip edebildim.

Dile kolay yedi soy okudum. Kızları, oğulları, onların torunları ve torunlarının torunları. Her biri sırasını kendi bölümü ile saldı. Çok uzatmadan bir sonraki neslin neler yaşadığına tanıklık etmek gibisi var mı?

ALINTI
1775 yılında başladı hikâye 1960-1980'li yıllara kadar uzandı. Her nesli ayrı sevdim, ayrı üzüldüm. Birbirini hiç tanımayan iki kız kardeş, biri Gana/Cape Coast Kalesinde bir İngiliz Valinin kapatması olarak kaldı diğeri Amerika’ya köle olarak satıldı. Her ikisi ve her ikisinin torunları çikolata renkli tenlerinden dolayı çok çekti. Köle oldular, reis oldular ve daha bir çok şey.
 Her şey büyük bir yangın çıkaran Maame'yle başladı. İlk kızı geldi dünyaya.
Effia, Güzel Effia diye nam salmış Fanti Diyarında. İngiliz askerleri başlık paralarını verip kendilerine kapatma seçikleri bu zenci kızlardan biri sadece. Nedenini çok sonraları öğreneceği annesinin nefreti onu Beyaz adam İngiliz Vali ile evlenip Cape Coast kalesine gitmesine neden olur. Giderken annesi ona bir kolye verir ve onu kaybetmemesini ister. Kale de mutlu bir beraberliği olur Vali ile ve ondan bir erkek çocuk dünyaya getirir. Quey Collins.

***********
"Benim köyümde birbirinden ayrı düşen kız kardeşler hakkında bir söz vardır. Bir kadın ile onun yansıması gibidir ayrı düşen kız kardeşler; biri gölün bir yüzünde, diğeri öbür yüzünde yaşamaya mahkum."
***********

Aynı dönemlerde varlığından bîhaber olduğu kız kardeşi Esi, kalede köle olarak zindana atılır, çok geçmeden bir başka beyaz adama köle olarak satılır ve kendini Alabama da bulur. Ness adında en az kendisi kadar taş kalpli bir kızı doğar. Yaşadıkları onları bu hale getirir lakin mutsuz olan Ness, Sam ile mutluluğu bulur. Ve en son  nesil, Marcus ve Maejorie Amerika'nin siyah ile beyaz kavgasında yer alır. Kim olduklarından habersiz geçmişini arayan bu iki kişi asırlar önce her şeyin başladığı Cape Coast Kalesine gider. Ve bilirler ki "geçmişi anlamadan geleceğe adım atamayacaklar."
Kitabın sonunda beklenen gerçekleşir (zaten arka kapak yazıyor, spoiler değil yani). Bitmesine üzüldüğüm nadir kitaplardan, Kesinlikle tavsiye edeceğim kitaplardan bir tanesi. Okuyun. Okutun.










***********
Tenimizde kesik yok,
Ama akıyor kanımız yine de.
Biz, ikimiz, bata çıka ilerledik seninle.
Sular farklı görünüyor,
Hâlbuki aynı her yerde. 
Tenimiz aynı ten kız kardeşim.
Kim bilebilirdi ki?
Ne sen bilebilirdin. 
Ne de ben.
***********  


Bknz: Maame Soy Ağacı 





Okumak İptiladır Müptelalara Selam Olsun.





37.Uluslararası Istanbul Tüyap Kitap Fuarı || Neler Aldık, Indirimler (Serpil Kır)


37. Uluslararası 
Istanbul Tüyap Kitap Fuarı

Herkese Merhaba


Bu yıl 37. Düzenlenen Uluslararası Tüyap Istanbul Kitap Fuarı kapılarını açtı.
Her yıl ilk günün aksine çok sakin bir kalabalık vardı tüm salonlarda. Bunun için bir çok teori yazabilirim ama en çok etkileyen kitap fiyatlarıydı. Evet, fiyatlar yüksek ve bu fiyatların üzerinden %10- %25- %35 gibi indirimler yapılıyor lâkin indirimli hali normal olarak düşündüğümüz fiyata ancak ulaşıyor.
Diğer önemli etkenlerden bir tanesi de fuar merkezinin uzaklığı, gerçi geriye dönüp baktığımızda çok da etkilemiyordu bizi bu durum. Bana göre hiçbiri kabul edilemez! Çünkü yılda çok az yapılan fuarları gezip görmek, havasını solumak ve kitapların arasında kaybolmak paha biçilemez. 

Peki biz neler aldık...
Kitaplar pahalandı diye kitap alamıyoruz ya hani, bence yayinevleri de kağıt pahalandı diye kitap çıkartamıyor, olayın NET'i budur. Çünkü ciddi anlamda yeni kitap yoktu piyasada. Nemesis Kitap ve Pegasus Yayınları dışında Yabancı yayınlarının bir iki kitabının dışında taze çıkmış kitaba rastlamadık. 

DEX & DOĞAN YAYINLARI

Dex yayınlarından Altı üstü tek kitap Sophia Kinsella alacaktık onu da getirmeyi uygun görmemişler. Eski kitaplarını 10 TL'den satışa sunmuşlar tek indirim olarak. Yeni kitaplara etiket üzerinden 4 tl'den 7 tl'ye kadar anca indirim yapıyorlar. Kısaca elimiz boş döndük stanttan. Hemen arka kısmında bulunan Doğan Yayınlarına uğradık ve Asi Kızın istediği tek kitapla ayrıldık.

Bknz;
Bugün de imzası varmış ama tabii biz gidemiyoruz. Ben okurmuyum emin degilim ama Asi Kız oek heyecanlı. 
"Kurumsal" yayınevi diye kendilerini bu kadar somurtkan göstermek, göz devirerek cevap vermek kurumsallığın bir parçası olsa gerek. Neyse, bir kişi dışında pek sevdiğim personeli yok zaten. 

NEMESIS KITAP

Yıllardır çizgisinden çıkmayan bir yayınevi Nemesis Kitap. Polisiye kitaplardan tutunda Romantik Kitaplara, diğer yayınevlerinin sandıklara koyduğu Historical Romansları çıkarmaya devam eden tek yayınevi. %15 ile %20 arasında değişiyor indirimleri. 
Bu kez iki kitapla ayrıldık stanlardan

Bknz;
Jo Fielding / O Kız Ben Değilim- yazarın daha önce iki kitabını, Şeytanın Izi ve Orada Olmayan Kız okumuş ve yazarı sıkı takibe almıştık. Yepyeni kitabını almazsak asla olmazdı. Bir de son zamanlarda Nemesis Polisiyesi diye bir gerçek var, gerçeklerle yüzleşmelisiniz. 

Aldığımız ikinci kitap, J.D. Barker / 5.Cinayet O bir efsane polisiye. Ilk kitap 4.Maymun'un kurgusu öylesine akıllara zarardı, öylesine muhteşemdi ki anlatamam. Fuar alınanlardan ilk okunacak olarak tabii ki 5. Cinayet olacak... Fuar dan almadan sakın dönmeyin,  dönerseniz de Polisiye okunmayı seviyorum demeyin😉


PEGASUS YAYINLARI

Pegasus Yayınları önü en kalabalık bir de fuar üzeri yeni kitap çıkartan yayıneviydi. Indirim oranları, %25- %35 olarak değişiyor ama etiket fiyatları zaten yüksek olunca pek de bir işe yaramıyor. 
Yaz Bahçesi, Demir Altın ,Obsidio, Savaş Fırtınası, Mucize Adam yeni çıkanları. 

Bknz;
Yaz Bahçesi ve Mucize Adam olarak yeni iki kitabını aldık. Bir de önceden beri aklımızda olan Dağ kitabı eklendi listeye. 
Yaz Bahçesinin fiyatı 50 tl, bu fiyattan satiliyor ve SATILIYOR arkadaşlar. Neden daha ucuz konsun ki fiyatı? Mucize Adam 39 tl. Dağ'da aynı fiyat ve indirimli olarak eklendiler. 


YABANCI YAYINLARI


Sonraki durak Yabancı Yayınları standı. Etiket üzerinden indirim yapılıyor yine, %15 civarında. Bizim yenilerden pek alacağımız yoktu bu yüzden eski kitaplarında eksikler tamamlandı. En fazla standı olan yayineviydi ayrıca ve de en kalabalık elemanı olan. Çok garip bir şekilde hemen hemen hepsi de güler yüzlü. Şaşılacak olay✌
Aldıklarımız
Bknz; 
Kördüğüm kitabını uzun zamandır merak ediyorduk, Tek Kelime Etme'de arka kapak yazısı ile beni benden alan bir kitaptı. 
Elle Kennedy serisinin ilk kitabı elimizde vardı ve devamınıda eklemden duramadık. Aslında ikinci el olarak her yerde bulabilirdik ama ikinci el sevmiyoruz arkadaşlar. Çok zorunlu olmadıkça (tükenmiş baskı) alma taraftarı değiliz. Sara Blaedel serisini de epeydir merak ediyorduk. Son olarak Uyanıyor serisinin yayınlanmış yeni kitabı Toprağın Sonu da eklendi. 


MARTI YAYINLARI

Normal de Martı Yayınları en fazla kitabını aldığımız yayınevi olurdu ama bu kez olmadı. Çıkmış yeni kitabı yoktu, almak istediğimiz serilerinde ilk kitabı ya da ikinci kitapları yoktu. Yani en az bizim yarım seriler kadar yarımdı kitaplar. Hal böyle olunca ekleyemedik kitaplığa. 

Bknz;
Sadece Harlan Coben / Yüksek Gerilim kitabını ekledik. O da serinin yayınlanan son kitabı zaten. 
Almak istediğimiz çok kitabı vardı, mesela bunlar için mecburen ikinci el bakmak zorundayız çünkü baskısı yok ve düşünülmüyor. 


ASPENDOS YAYINLARI

Ve son olarak kupa. 

Aspendos Yayınları bu hafta stand açmamıştı, bunun yerine Epsilon yayınlarının lisanslı ürünlerini satmayı uygun görmüşler. Biz de birer tane Game Of Thrones kupası aldık. 

Bknz;
Gönül isterdi ki tüm lisanslı ürünlerini alayım ama tek kupa da durdurduk kendimizi. Haftaya gittiğimizde Meral Kır ve oğlu Yağız Boz'un imzası var, en çok da küçük yazarımın imzasını sabırsızlıkla beklemekteyim. Üzgünüm Meral Kır'ım bu yıl Tüyap Yağız'ın❤

Bir yıl boyunca sabırsızlıkla beklenen fuarın ilk haftası bu şekilde. Haftaya gezme tozma ve imza kısmını yapacağız. Asi Kız ve ben yine orada olacağız, rastlaşalim olur mu?



Ve topluca alınanlar ...






Okumak Iptiladir Müptelâlara Selam Olsun 



Kitap YORUMU:Lisa Vingate || Nehir Kuşlarının Şarkısı (Serpil KIR)


Lisa Wingate || Nehir Kuşlarının Şarkısı 


1939, Tennessee
Çocuk Esirgeme Kurumu'nun ellerinde acı çeken beş küçük nehir çingenesinin gerçek hikâyesi.
Rill, Camellia, Lark, Fern ve Gabion, Mississippi nehrinin üzerinde kendi Arcadia Krallığını kuran fakir bir ailenin çocukları. Anne Quennie doğum esnasında yaşadığı zorluktan dolayı hastaneye götürülür ve geride beş çocuğunu bırakır. Hepsini birbirlerine emanet ederler lâkin, kapıdan, bacadan, bahçeden, hastanelerden toplanan ya da kaçırdıkları çocukları evlatlık veren bir kurum tarafından ailelerine götürülecekleri vaadi ile evden alınırlar. Beş kardeşin sarı saçlı ve mavi gözlü olmaları onları potansiyel evlatlik olarak gösterse de en büyük abla Rill, anne ve babasının gelip onları alacağı günü beklerler ama bu bekleme Tennessee evinde yaşanılan zorluk,açlık,istismar ve akla gelebilecek en işkence dolu günlere katlanmalarını kolaylaştırmıyor. Beş kardeş de yaprak dökümü gibi her bir tarafa savruluyor ve gelecekte tekrar bir araya gelmenin hayali Rill'i bırakmıyor. 




#kitabinkonusu 1939 yılından günümüze geçiş yapıyor ve Senatörün kızı Avery Stafford'un hayatı ile devam ediyoruz kitaba (Zaten bir bölüm geçmiş bir bölüm şimdiki zaman olarak ayrılmış bölümler). Avery, Bakım evinin açılışında karşılaştığı May Crandall'in kendisini Fern adinda bir kadına benzetmesi ve May'ın elinde bulanan büyükannesi Judy'e benzeyen fotoğraf aklını kurcalar. Yakın zamanda senatör olmayı planlayan Avery, önce görmemezlikten gelir ama merakına yenik düşer. Gizli gizli yaptığı araştırmalar ile karşılaştığı gerçekler ya köklü ailesini kötü bir duruma düşürecek ya da yıllarca saklanan sırrı ve beklenen özlemi sonlandıracak. Avery,
Büyükannesi Judy'nin geçmişinde saklı kalmış ve yıllarca örtbas edilmiş Tennesse Çocuk Kurumu çocuklarının kayboluş hikayesini ortaya çıkarmak için tüm engellemelere rağmen ortaya çıkarmakta kararlıdır. 

Ahh! Ama o ne karar. Geçmiş zamanı okurken, hele hele bu yaşanılanların GERÇEK BIR YAŞAM HİKAYESİ olduğunu bilerek okuamak çok üzücüydü. Kitabın her sayfasında gözyaşlarımın izi kaldı.
Onlar kendi Arcadia Krallığının Prens ve prensesliklerini yaşarken ellerinden alınan, iyi kötü hayatlarının daha da kötüye gitmesinin öyküsü. En çok Camellia ve Gabion'a üzüldüğümü not olarak düşmeliyim. Ve kitabın sonundaki süpriz az da olsa yüzümü güldürse de kayıplar unutulmuyor.

O çok sevdikleri Nehrin Şarkısından uzakta yaşamak onlar için hiç kolay olmadı. Nehir Kuşlarının Şarkısı'nı tekrar dinleyebilmek için verilen mücadele sizleri derinden etkileyecek. BU KİTABI OKUYUN.OKUTUN.!!!



ALINTILAR 
..."Dudaklarını kenetledi ve elinden geleni yaptı. Sadece iki yaşında olunca, Arcadia'daki "Mış gibi yapmak" oyunlarımızın hep dışında kalmıştı, bu yüzden, bu kez oyunun bir parçası olmaktan memnundu .
Bunun da bir oyun olmasını dilerdim. Kuralların ve kazanırsak elimeze ne geçeceğini bilmek isterdim. Şu an için tek yapabildiğimiz oturmak ve sırada neyin olduğunu beklemekti. 
Bekledik, bekledik ve bekledik..


&&&&&&&&&&

..."Akıl hatırlamasa da kalp her zaman bilir. Sevgi en güçlü şeydir. Kalan her şeyden daha güçlüdür."...

&&&&&&&&&&

..."Ah, asla Arcadia gibi olmadı ama iyi bir hayattı. Sevildik, kıymetimiz bilindi ve korunduk."...

&&&&&&&&&&


..."Nehrin, içimden bir şeyleri alıp götürmesine izin verdim. Rill Foss'tan son kalanları götürmüştü. Rill Foss, Arcadia Krallığının Prensesiydi. Kral öldüğüne göre, krallıkta ölmüştü. Rill Foss da onunla birlikte ölmeliydi. "...


SATIN ALMAK ISTERSENİZ 

D&R
Kitapyurdu
Okuoku
İdefix


ARKA KAPAK

Buhran Amerikası’nda, Mississippi Nehri üzerindeki yüzer kulübelerinde yaşayan Foss ailesinin mutlu hayatı, bir anda darmadağın edilir. Yozlaşmış kamu görevlileri tarafından anne babalarından koparılan beş kardeş, kendilerini bir anda yürek dağlayan bir insanlık ayıbının ortasında bulurlar. Kardeşlerin en büyüğü olan Rill, bir yandan küçük kardeşlerini bir arada tutmaya çabalarken bir yandan da nehre ve ailesine, nehir kuşlarının şarkılarına, morsalkımların ve okaliptusların o büyülü dünyasına geri dönmenin yollarını aramakta, yeniden ailesine kavuşmanın hayalini kurmaktadır.

“Hayat filmlerden farksızdır. Her sahnenin kendine ait bir müziği vardır ve müzik o sahne için yaratılır, bizim anlayamayacağımız şekillerde ona dokunur. Biten bir günün ezgisini ne kadar seversek sevelim ya da gelecek günün melodisini ne kadar hayal edersek edelim, bugünün müziği ile dans etmeliyiz; yoksa adımlarımızı şaşırır, o âna uymayan bir şekilde etrafta sendeleyip dururuz.”

1930’ların Amerika’sında yaşanan gerçek bir skandaldan yola çıkılarak yazılmış Nehir Kuşlarının Şarkısı, tüm dünyada 1 milyondan fazla okurla buluşmuştur. O dönemlerde Eleanor Roosevelt’in evlat edinme yasası konusunda danışmanlık alacağı derecede ün yapmış Georgia Tann, gerçek bir hayırsever olarak lanse edilmektedir ve modern evlat edinme sürecinin âdeta kurucusu olarak gösterilir. Ancak bu işin görünen kısmıdır. Kapalı kapılar ardında yapılan yüksek ücretli anlaşmalar, yoksul ailelerin çocuklarının  kaçırılıp alıkonularak biyolojik ailelerinden koparılması gibi olaylar yıllarca gizli kalmıştır. Georgia Tann ve şebekesinin yaptıklarının bir kısmı kayıt dışıdır. Bu evlerde yaşayıp başka ailelere verilmiş çocuklar olduğu kadar, kötü şartlara dayanamayıp yaşamını kaybeden çocuklar da vardır. Bu roman, herkesin bilip kimsenin önüne geçemediği bir dramın hem kurbanlarını hem de kahramanlarını satırlara dökerek ölümsüzleştiriyor. Nehir Kuşlarının Şarkısı, son yılların en ‘gerçek’ romanlarından biri olmaya aday.


Bir sonraki yorumda görüşmek üzere...
Okumak Iptiladir Müptelâlara Selam Olsun



Kitap YORUMU:Elise Kova || HAVA UYANIYOR (Serpil KIR)

ELISE KOVA || HAVA UYANIYOR 
(Air Awakens Series#1)


Herkese merhaba... Uzun zamandır denk geldiğim serinin ilk kitabını aynı gün başlayıp bitirmenin gururunu yaşıyorum.
Son dönemlerde genç yetişkin fantastik kitaplardan aldığım zevki diğer sevdiğim türlerden alamıyorum ne yazıkki. Hâlbuki beni tanıyanlar genç-yetişkin türle pek aramın olmadığını bilir ama işin içine fantastik giriyorsa durum değişiyor.
Hava Uyanıyor serisi altı kitaptan oluşuyor, ülkemizde henüz ilk iki kitap çıktı ve üçüncü kitapta yolda. Bir okur daha ne ister sorarım size😋 şahsen ben yayinevinin birazcık daha hizlanmasindan başka bir şey istemem🤗



KITABIN KONUSU

Vhalla Yarl, Solaris Imparatorluğunun Başkentine çok küçük yaş da gelmiş ve kütüphanede ustanın yanında çırak olarak işe başlamıştır. Bir gece savaştan yaralı dönen prens için tüm kütüphane çalışanı seferber olur, şifa ve büyü için tüm bilgiler prens için not düşülür. Vhalla'nın kalbi ikinci veliaht Prens Baldair (namı değer Gönülçelen) için delice çarparken aklına gelebilecek tüm notları alır.
Aldığı notlar Gönülçelen Prensini iyilestirir ve Büyücülük Bakanının dikkatini çeker. Çünkü Vhalla'nın henüz keşfedemediği ama uyanmak üzere olan bir büyü yeteneği vardır. Bu yetenek yüzyıllardır kimse de görünmüyor ve Vhalla tek.



...."Eğer bu Gala'ya siyah giyerek gelirsen hiçbir şey bilmeyen tuhaf bir leydi olarak kalırsın. Ama ilk dansta Gönülçelen Prens'le dans edersen...Bu seni herkesin tanışmak istediği karanlık ve gizemli leydi haline getirir."...

Krallığın bu Rüzgârgüdücü yeteneğine ihtiyacı olduğu kadar korkulduğu da bir gerçek. Bakanın teklifi Kule de büyücülerle birlikte yaşayıp yeteneğini keşfetmesi ve uyanışa hazırlanması. Üstelik kurtardığını düşündüğü prens Gönülçelen değil, tahtin ilk varisi ve sevilmeyen, en iyi ve kıdemli Ateştaşıyıcı büyücüsü Prens Aldrik. Aldrik tarafından oyuna getirilen Vhalla için şartlar şimdi değişir. Istemeden de olsa hava ile olan dansı kendini göstermeye başlamıştır. Ve her zamankinden daha çok Aldrik'den nefret ediyordur. Ama durun arkadaşlar! eskiler ne derdi? En büyük aşklar nefretle başlar mıydı o?🤗


...."Seni istedim. Ne olduğunu öğrendiğim andan itibaren seni, kazanıp raflarımı süsleyeceğim bir ödül olarak gördüm. Ve sen Vhalla, seni kontrol etmemi o kadar kolaylaştırdın ki... Tam gelmeni istediğim yere geldin. Sen ve açıkça belli olan saflığın."
"Sus," diye fısıldadı Vhalla. Sözleri çok canını yakıyordu.... "Aldrik, lütfen..." diye yalvardı; kendi gözyaşlarında boğuluyordu....


Doğunun son görülen 

Rüzgârgüdücü'nun
üzerinden çok yillar geçmiş ve tüm bilgiler saklanılmıştır. Kendince bir araştırma yapan Vhalla, yeteneğini kabullenmek istemez lakin bir gün kitaplıkta bulduğu bir not aklını daha çok karıştırır. Kimden geldiği belli olmayan bu nota cevap yazar ve aklındaki soruların cevaplarına ulaşmaya çalışır. Uzun süren bu notlaşmanın ardından Büyücüler bakanı ile bir anlaşama yapmak zorunda kalır. Ya bu yetenekten Defedilmeyi isteyecek ya da karar vermesi için Güneş Festivaline kadar düşünmesine izin verilecektir.
Bu bir aylık zamanda Aldrik ile yolları yeniden kesişiyor ve sıfırdan başlamak için birbirlerine sözler verilir. Kim aldrik'den başka iyi bir eğitmen olabilir ki zaten😍 
Bir gece kontrol edemediği yeteneği zıvanadan çıkar ve tüm şehri kasırgaya sürükler, şimdi ise herkesin gözünde yagmacıdan başka birşey değildir.

Yazdıkça yazasım anlattıkça spoiler veresim var ve tam bu kısımda kendime DUR diyorum!

Konu ve kurgu itibari ile betimelemer fazla ama bu durum okurken hayal gücünüzü daha çok çalıştırır duruma getiriyor. Siz hayalini kurarken bir sonraki sayfaya geçiş yapıyorsunuz ve bir de bakmışsınız kitap bitmiş. Yazarın kalemini sevdim, ikinci kitabı düşünmek bile istemiyorum zira çok büyük bir savaş beni bekliyor.

Düşünmeden tavsiye edeceğim bir kitap. Pişman olmayacaksınız.

Okumak Iptiladir Müptelâlara Selam Olsun...


Kitap Yorumu:Mary E. Pearson || Aldatıcı Öpücük(Serpil KIR)

Mary E. Pearson/Aldatıcı Öpücük 
The Remnant Chronicles Serisi 
1.Kitap 

KİTAP YORUMU

Kitabın son sayfasına kadar netleşsin diye beklediğim, o mu bu mu diye her satırını içime çeke çeke okuduğum kitabın son sayfasını kapattığımda emelime ulaşamadım..
Başlarda ne gerek var bu gizeme diye de söylendiğimi itiraf etmek isterim. Ama iyi ki de yapmış! Hele o sahnede Rafe ile karşılaştıkları bi kısım var akıllara zarar arkadaşlar.
Morrighan Hanedanının Ilk Kız Çocuğu Arabella Celestine Idris Jezelia. Ilk Kız çocuğu olduğu için bahsedilmiş güçlere sahip ama o henüz keşfedemedi bu güçleri. Aynı zamanda bu kudretli güçleri için hic tanımadığı bunak Dalbreck prensi ile evlenmeye zorlanır ve düğün gününde krallığın gizli ve onemli belgelerini de yanına alarak kaçar. Hiç tanınmadığı bir yere gider ve hanın birinde garson olarak çalışır. Birgün iki ziyaretçi gelir hana. Biri Venda'lı Katil diğeri Dalbreck prensi. Bu iki kişi kendilerini Rafe ve Kaden diye tanıtır. Son sayfaya kadar kim hangisi bilmiyoruz ve zorlamayın ben de söylemem🤗 (ben meraktan çatladım siz de çatlayın).
Hangisini gönlünü vereceğini düşüne durun, olaylar öyle bir hal alır ki, bastırılmış olması beklenen kudretli gücü dışa vurmak için kendi benliği ile savaşır. Venda'li barbarların eline rehine olarak düşer ve babası da dahil peşine düşen herkesle mücadele etmeye hazır hale gelmek zorundadır.
Ve sonunda bir bitis var akıllara zarar🤨🤨 Uzun zamandır okuma listemde olan bir kitaptı ve #leydilernemesisokuyor maratonumuzun tek kitabıydı. Keske yanıma ikincisinide alsaydım dediğim doğrudur😔
Mayıs kitaplarının ilklerinden olacak kendisi...
Siddetle tavsiye edilir.



...Ta ki varana kadar o kudretli kişi, 
Sefaletin arasından çıkacak, 
Zayıflığını yenerek,
Yem olmaktan kurtulacak,
Pençe ve asma damgasıyla, 
Sır gibi adı açığa çıkacak,
Gerçek ismi Jezelia...
~Venda Ezgisi~


KITAP TANITIM ARKA KAPAK

 Morrighan’ın rahminden,
Kasvetin en uzak köşesinden,
Hükümdarların entrikalarından,
 Kraliçenin korkularından,
Doğacaktır umut. 
Yeni ve zorlu bir dünyada kendi yerini bulmaya çalışan bir prenses...  
Morrighan Hanesi’nin İlk Kız Çocuğu olan Prenses Lia, omuzlarındaki ağır sorumluluklara karşı çıkar ve düğün gününde, krallığın bilgesine ait gizemli bir hazineyi de çalarak ortadan kaybolur. Daha önce hiç görmediği Dalbreck Prensi ile evlenip krallıklar arasındaki güç oyununda bir piyon olmak yerine, seçimlerinde özgür olabileceği kendine ait bir hayatı tercih eder. Küçük bir liman kasabasına kaçar ve hayallerini gerçekleştirmek için çabalamaya başlar. Ancak gerçekleşmeyi bekleyen eski bir kehanet ile olmak için doğduğu kişiyi keşfetmek zorunda kalır. Lia’yı, gücünün sınırlarının farkına varıp, sevdiklerini korumak için neleri göze alabileceğini sorgulamasına neden olacak bir savaş beklemektedir.


Okumak Iptiladir Müptelâlara Selam Olsun

KITAP YORUMU: Ipek Gökdel || KARAKALEM-Ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi (Serpil KIR)

 N. Ipek Gökdel || KARAKALEM-Ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi 
KITAP YORUMU


Herkese Merhaba
Uzun zamandır uğrayamadık buralara ama merak etmeyin artık daha sık yorumlarımızla sizlerle birlikte olacağız. 
Bzir kaç yıl önce denk geldiğim KARAKALEM kitabını, son dönemlerin en iyi çıkışını yapan Dex yayınları tekrar basmış. Kapak görselinden tutunda iç sayfalarındaki karakalem çalışmalarına kadar herşey mükemmel olmuş. 
Kitap Ipek Gökdel'in yayınlanmış ilk kitabı. Konusu şuana kadar okuduğunuz son dönem yerli yazarlarından çok çook farklı. Her sayfasında tarihin kalıntılarına denk gelmeniz mümkün. Araştırılıp yazılmış, ne eksik betimlenmiş ne de fazlaca yorum katıp kurguyu sıkıcı bir hale getirmiş. Okurken diğer yandan araştırma yapma isteğinizle mücadele etmeyin. Inanin işin keyfi o kısmında. 
Gerçeği, sırf satışı olsun diye absürd bir hale getirmediği için yazara kocaman teşekkürler...
Bu arada, kitabın konusundan esinlenilerek senaryolaştırıldını ve Netflix'in ilk türk dizisi olarak yayınlanacağını da not olarak düşeyim.

Gelelim kitabın konusuna.

Hızır Ağa, evlatlık 
aldığı Yavuz 18 yaşına bastığı an da anne ve babasından miras kalan gömüyü yerinden çıkarma zamanının geldiğine karar verir. Gömünün içinden çıkan tılsımlı gömleği Yavuza zorla giydiren Hızır Ağa, onu Istanbula, çok güvendiği Ahmet hocanın yanına gönderir. Aslında Yavuz'un tek istediği anne ve babasını öldüren katili bulmak ve intikamını alabilmek. Tılsımlı gömleğin kudretine inanmayan Yavuz, gerçeklerle yüzleşmek zorunda bırakılır. Milattan sonra 630 yılında Istanbul'u korumak için Bizanas Imparatoru tarafından verilen emirle Baş Simyacı Tılsımlı bir kitap yazar. Ve bu tılsımı yaparken ölümsüzlük iksirini de keşfeder. Bizans, Osmanlılar tarafından fethedilince kendisini kalenin girişinde duvara hapseder. Fatih Sultan Mehmet'in atı tarafından parçalanan duvardan kitap ortaya çıkar, büyü bozulmuş ve tilsim dört parçaya bölünmüştür. Sultan, parçalar bir araya getirilmesin diye yurdun dört bir yanına dağıtılır ve birleşmeleri engellenir.  Yavuz Sultan Selim, en bilgili müneccimlerinden kendisini, her türlü şer'den koruyan bir gömlek yapılmasını ister. Denizli/Tonguzlu da gömleği yapacak dokuma ustası bulunur. Dengiz dede, Padişaha yaptığı gömleğin birebir aynısınıda kendisine yapar ve doğacak ilk erkek torununa miras olarak bırakır. Yavuz'a kadar uzanan bu mirasa sahip olmak isteyen karanlık tarikatta işin içine girince Yavuz, zorla da olsa Istanbul muhafızı olduğunu kabul etmek zorunda kalır. 
Yavuz, gömleğin diğer eşi ile karşılaştığında olanlar olur ve artık hem ailesinin katili hem de gömlek ve Tılsımlı kitabın peşinde olan Korkut'a karşı zorlu bir mücade başlar.



Kitabın ikincisi ne zaman çıkar hiç bilmiyorum lakin bence Karakalem karganın akıbetini çok merak ediyorum. 
Asıl olay onda başlayıp bitiyormuş gibi görünse de sonunda istediğim sonu vermedi bana. Bence dananın kuyruğu ikinci kitapta kopacak. Ve ben de sabırsızlıkla beklemekteyim.
TAVSİYE EDILIR ...

ALINTILAR 


"Ben Tonguzlu dokumacı ustası Dengiz Dede,
Iki gömlek dokudum tıpatıp aynı.
Biri sultanıma, öteki doğacak ilk erkek torunuma.
Ne zaman ki bu iki gömlek karşı karşıya gele,
Şifası, hükmü, gücü, diğerine geçe."

&&&&&&


"...Pencereyi açtı, elinin ısısıyla yumuşamaya başlayan kuru ekmek parçasını pervaza koydu. Bekledi.
Alacası dağılmamış gökyüzünde , uzaktan süzülerek yaklaşan karaltıyı hemen tanıdı. Bin karga bir araya gelse bile KARAKALEM'i nerede görse ayırt ederdi..."

&&&&&&&

“…İstanbul başka şehirlere benzemez!
Halep düşerse üzülür insan. Kabil düşerse canı acır.
Paris düşman postalını uzaktan görse orospu gibi bacaklarını aralar.
Berlin ikiye ayrıldı, dünya gene de dönmeye devam etti.
New York’un kalbine uçak sapladılar, düzen yeniden kuruldu.
Ama İstanbul öyle mi ya! 
Bu şehir dengede tutuyor dünyayı.
Tahterevallinin ortası!
İstanbul düşerse bil ki son yakındır!...”

&&&&&&&

Batı’nın sınırıdır burası. Doğu’nun başkenti...

&&&&&&&


Bir sonraki yorumda görüşmek üzere...
Okumak Iptiladır Müptelalara Selam Olsun...








BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI