Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

Kitap YORUMU: Andrew Gross /Gizemli Sular (Serpil KIR)

Herkese Merhaba 🙋 
Bu aralar kaliteli kitaplar okuduğum gerçeğini her yerde paylaşmak istiyorum.
Bu yüzden yepyeni bir yorumla geldim yanınıza. 


Andrew Gross / GİZEMLİ SULAR 


Yazarın bu yıl içerisinde okuduğum dördüncü kitabı. Hani 2017 bitmeden bir dört adet daha okuyabilirim aslında 😄 Bu yazarın en sevdiğim yanı, kitaplarının bağımsız olması. Serileri de çok seviyoruz bu da bir gerçek, her ne kadar beklerken gebersekte az acılı oluyor 😉Bu kitapta Gross'un okuduğum ilk ve yepyeni "Ty HAUCK" serisi. Umuyorum az acılı bir şekilde bekletir bizi yayınevi 😔yoksa durumum vahim.
Andrew Gross'un kitaplarında herşeyi bulabilmeniz mümkün. Bolca macera, çokca heyecan ve doyası aşk. Hep bir kaçan ve kovalayan var. Tahminleriniz bir yere kadar sizi doğru yola sürüklüyor ama bir zaman sonra olası tahmininizle oturup neresini yanlış anladığınızı düşünüyorsunuz 😊
Hangi kitabını daha çok sevdim gibi saçma bir soru sormuyorum kendime, mümkünse siz de sormayın. Çünkü cevabı yok. Yazarın kitapları "gelen gideni aratmıyor" cümlesini sonuna kadar hak ediyor. Çünkü GELEN KİTAP,  GİDEN KİTABI ARATMIYOR 😄


KİTABIN KONUSU

Borsacı Charles, her sabah yaptığı gibi işe gitmek için evinden çıkmadan önce on sekiz yıllık eşi Karen ile vedalaşıyor. Şirketine gitmek için bindiği trende büyük bir patlama oluyor ve Charles de o trenin içinde. Patlamada hayatını kaybeden Charles'in eşi Karen, iki çocuğuyla birlikte bu kötü zamanları birlikte atlatmaya çalışır. Patlama ile eş zamanlı meydana gelen vur kaç olayını araştıran Ty Hauck, ölen kişinin cebinde Charles Friedman'ın yazılı olduğu bir not bulur. Bu notun peşine düşen Ty'in yolu da Karen'e düşüyor. Ilk karşılaşmalarında Ty, karşısındaki acılı kadından çok etkilenir. Çünkü Ty de yakın bir zamanda kendi kayıpları ile mücadele etmiştir. Karen'in hayatı ise, Charles'ın ölmesinden sonra gelen ve çocuklarını tehdit eden adamlar yüzünden daha da zorlaşmaya başlar. Aradan geçen bir yılın ardından anma gününde patlama kaydını izlemeye karar veren Karen'i bir süpriz beklemektedir. Patlamadan kaçan insanların arasında gördüğü yüz bir yıldır öldüğünü düşündüğü kocasına aittir.

Önce, neden kocasının ölü numarasını
yaptığını  ve sonrada bu tehditlerin arkasında kimin olduğunu öğrenmek için Ty'den yardım ister.
Akıl almaz olaylar, ortada dönen paralar ve Charles'in nerede olduğunu bulma çabaları her ikilimizide uzun bir mücadeleye sokar. Onlar mücadele ederken, okurlar kendini soluksuz hissediyor ve tek çözüm derin derin nefes almanız.
Yine yeniden harika bir kitap okudum. Kitap kapağının güzelliği konu ile yarışır durumda 😊 hee bir de Arkadya'nın neden ayraçları kapak kulağı olarak yaptığını şimdi daha net anladım. Çünkü ayraca gerek kalmadan bitiyor kitap. 😉

Şiddetle TAVSİYE EDİLEN POLİSİYE ROMANLARDAN olarak ekledim listeye...

ÜLKEMİZDE YAYINLANAN KITAPLARI



15 SANİYE  (bağımsız)
KUPA VALESI (bağımsız)
KISKAÇ  (bağımsız)
GİZEMLİ SULAR (Ty Hauck serisi #1)


SATIN ALABİLECEĞİNİZ SİTELER 

İDEFİX 



ARKA KAPAK

En yakınınızdaki insana güvenirken bir kez daha düşüneceksiniz!
Grand Central İstasyonu’nda yüzlerce insanın öldüğü büyük bir patlama.
Patlamada yaşamını kaybeden bir adam.
Kocasını kaybettikten sonra iki çocuğuyla yaşama tutunmaya çalışan bir kadın.
Şehrin patlamanın olduğu istasyonundan çok da uzak olmayan diğer tarafında yaşanan bir vurkaç olayı.
Ve akıl almaz bir komplo.
Bu komplonun ortasında kalan Dedektif Ty Hauck, acaba olayların arkasındaki bağlantıları kurup bu inanılmaz komployu açığa çıkarabilecek mi?

          Bir sonraki yorumda görüşmek  ✋

Kitap Yorumu: J.S. MONROE /BENİ BUL (Yorumlayan:Serpil KIR)

Herkese Merhaba🙋 
Çok uzun zamandır blogu boşladığımızın farkındayım ve bu yüzden en çok hakeden kitapla geri döndüm 🎉🎉🎉


J.S. MONROE / BENİ BUL  
Onlar Bulmadan Önce 



Bir çok yorumda yazıyoruz ya "soluksuz okudum ve sonunda şok oldum" diye, işte bu kitapta onlardan bir tanesi.
Jar, Rosa'nın cenaze töreninin üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen, baktığı her yerde onu görmeye alışmıştır. Başlarda aklını kaçırdığını düşünür çünkü Rosa'yı görmesinin dışında bir de takip edildiği hisseder. Kayıp sonrası halüsinasyonlar ve bitmek bilmeyen sorulara cevap arayışları artık Jar'ı tüketmeye başlar ve bu soruların en önemlisi "beş yıldır neden hala cesedini bulamadılar". Biz de en çok bunu merak ediyoruz, "işte bu yüzden" dediğimiz her satırda elimiz boş dönüyor ve bir sonraki sayfaların heyecanından yeni teoriler üretmeye devam ediyoruz. Aslında bilinmezlikle okumak daha bir keyifli, üstelik sayfaları okurken gözünde canlandırabiliyorsan kitap olmuştur arkadaşlar, fazla söze gerek yok.


Rosa, babasını kaybettiğinde yaşamak için bir nedeni olmadığını düşünür, intihar etmesine engel olan tek şey, babasının Cambridge'de okumasını istemesidir. Okula da gider ama bunalımdan kendini kurtaramaz. Babasının yakın arkadaşı mateminden çıkamayan Rosa'ya bir teklif de bulunur. Ama bu teklif için hayatındaki herkesi çıkarması gerekmektedir. "Sessiz Inziva" adı verilen bu tesisde devlet için eğitimden geçip çalışmaya başlayacak.
Zaten geride, halası Amy ve aklını, öğrenilmiş çaresizlik deneyleri ile bozan eniştesi Martin den başkasını bırakmaz. Tüm bunlar Jar ile tanışmadan bir yıl önce olmuştur.
Şimdi ya Jar'ı seçecek ya da yeni hayatına devam edecektir.
Martin ve Amy'nin kavgasının üzerine evden Rıhtıma doğru yuruyecegine dair not bırakır ve bir daha da geri dönmez. İntihara meilli olan Rosa'nın amacına ulaştığı düşünülür. 



Yıl 2017... Amy, Martin'in bilgisayarında "Rosa'nın Günlüğü" adlı bir dosya bulmuştur. Şimdi, polis görünümlü kişiler Martin'in bilgisayarında bulunan günlüğün peşine düşmüştür. Sözde polis, Martin'in hayvanlar üzerinde uyguladığı bilimsel deneylerin peşinde olduğunu söylesede bu hiç kimseye inandırıcı gelmez (banada gelmedi zaten).

Jar, günlükte bulduğu ipuçlarından yola çıkarak Rosa'ın kimlerin elinde tutulduğunu araştırmaya başlar.(Tabi gerçekten yaşıyorsa). Cevabını aradığı ilk soru: Martin'in bilgisayarında neden Rosa'nın günlüğünün olduğudur. 

Kitabın konusu çok yoğun, olaylar birbirine zincirleme bağlı ve aslında bu yüzden bir türlü sonuca ulaşamıyoruz.


Hayattan beklentiniz kalmayınca vereceğiniz kararlar sizi ne kadar doğru yola döndürür? Ya da tam mutlu olduğunuzu düşündüğünüz ve hayatınızın aşkını bulduğunuzu keşfettiğiniz de yinede daha önce verdiğiniz karara sadık kalırmısıniz?
Peki ya Jar'ın yerinde olsanız? İşte ona söylecek söz bulamıyorum.
Malesef yazarın yayınlanmış başka kitabını bulamadım. Yazık olmuş çünkü kelimelerle oynayarak bizi ters köşeye yatırmayı becebilen bir yazar...
KESİNLİKLE TAVSİYE EDERİM.


ARKA KAPAK

Dünya yörüngesinden çıkarsa gideceğimi söylediğim yerde benimle buluş.
O yeri hatırlıyor musun Jar?
Adını buraya yazma riskini göze alamam.

Rosa, tam beş yıl önce karanlık bir gecede iskelenin en uç noktasına doğru yürüdü.
Bir süre, girdap yapan derin suları izledi. Sonra da kendini o derinliğe bıraktı. Umut vadeden bir Cambridge öğrencisiydi. Babasını kısa süre önce kaybetmişti. Ölümü trajikti ama beklenmedik değildi.
Yetkililer Rosa’nın intihar ettiğine karar verdiler. Ancak Rosa’nın erkek arkadaşı Jar, buna inanmıyordu. Yıllar boyunca her yerde onu gördü –istasyonda beklerken önünden geçen trenin cam kenarı koltuklarından birinde, yürüyüş yaptığı parktaki bir bankın üzerinde… Gittiği her yerde yanındaydı Rosa. Aradan geçen yıllar Jar’ı, Rosa’nın ölmediğini kanıtlamak konusunda neredeyse takıntılı birine dönüştürdü. Herkes onun paranoyak olduğunu düşünüyordu. Ta ki bir gün Jar, Rosa’nın adresinden gönderilen o e-postayı alana dek:
Beni bul, Jar. Beni bul, onlar bulmadan önce…


SATIN ALMAK İSTERSENİZ 

 D&R

Bir sonraki yorumda görüşmek üzere ✋ 

KİTAP YORUMU: İsabel COOPER / UYUMSUZ LEYDİ (Serpil KIR)

UYUMSUZ LEYDI / ISABEL COOPER 


..."TARİH, AKSİYON, AŞK VE BÜYÜYÜ BİR ARAYA GETİREN GÜÇLÜ BİR İLK ROMAN"...

Vay canına !!! Başlamamla bitirmem arasındaki süre nasıl geçti bitti anlamadım👍 bu kitabın içinde ne arasanız mevcut. Hem tarihi aşk romanı (savaşçı birine leydi olmayı nasıl öğrete bilirsiniz?) hem de büyülerin olduğu ve bolca da yaratıkların cirit attığı bir kitaptı. 
Joan, Karanlık Olanların kol gezdiği bir zaman diliminden 1888 yılında beliri verir. Simon'un karşısına çıktığında olacaklardan haberdardır lakin keşke birileri Simon'u da uyarsaymış 😆 Üstelik Simon Şeytani yaratıkların saldırısına uğramıştır. Joan’un bu yaratıklarla rahatlıkla başa çıkabilmesi epey bir şaşırtır kendisini. 
Nereden ne için geldiğini anlattığında Simon’un da büyü işlerine yabancı olmadığını öğrenir. Çünkü kız kardeşi Elenor, Alex Reynell'in büyü ayinlerinin son kurbanıdır. Simon, Joan'ı sosyeteye ayak uydura bilmek için hazırlar ve Joan savaşmak dışında baska hiç birşey bilmediğinden bu durum epey eğlenceli bir hal alıyor. Şimdi Alex'i avucuna alıp, yazdığı KİTAP'ı yok etmek zorunda. Zira öteki dünyanın kaderi bu kitaba bağlıdır. 

Her türün harmanladığı bir kitaptı ve
Englefield serisinin ilk kitabını okuduk. Seri üç kitaptan oluşuyor ve her kitap farklı karakterleri konu ediyor. Ayrıca bu seriden başka iki farklı serisine;
🌸Highland Dragon
Ve
🌸Dawn of the Highland Warrior
daha rastladım ve umuyorum onlarıda okuma şansı bulabiliriz.
Bknz:
GOODREADS

Kitabin tanıtımına BURADAN bakabilirsiniz...

Bir sonraki blog yazısında görüşmek üzere. 
Okumak Iptiladır Müptelalara Selam Olsun.

KİTAP YORUMU:Dilek Taygun // BENDEKİ SEN (Yorumlayan:Serpil KIR)

Dilek Taygun || BENDEKİ SEN


Kitapla Mola BlogTur'un bu kez konuğu Yellomi , yani namı değer Dilek Taygun.
Evet itiraf ediyorum! Ilk kez kitaplarından bir tanesini okudum. Gerek kitap konusu, kapak ve iç sayfa tasarımları ile on numara beş yıldız bir kitapla vedalaştım.
Bir günde biten, hem duygusal hemde bolca keyif veren bir kitaptı. 

"Basit bir yalan,
Yanlış bir numara, 
Ansızın beliren aşk..." 

diye başlıyor kitap.
Hanım karakterimiz Ezgi, alışık olmadığımız bir tip. Sessiz sakin, kendi işi gücünde ve düzenini oturtmaya çalışan bir kızcağız. 
Yetiştirme yurdundan ayrıldığında kibrit kutusu büyüklüğünde bir eve taşınır ve bir lokantada bulaşıkcı olarak işe başlar. 
Şimdi ki hedefinde beyaz atlı prensini beklemek var, hatta siyah atlı prens bile olabilir 😂 
Patateslerini soyarken çalan telefonunu cevaplamak gibi bir gaflette bulunuyor ve hayatında bir daha on bin tl'yi bir arada göremeyeceğinin bilinciyle gelen teklifi kabul ediyor.
Telefonun diğer ucundaki Baran Solmaz'dan baskası değildir. ☺
Baran, çalışmakta olduğu iş yerine başvuru yaparken nişanlı olduğu yalanını söyler ve patronu artık nişanlısı ile tanışma vaktinin geldiği haberini verir. Mankenlik ajansından ayarlanan kızı aradığını zanneden Baran, Ezgi'yi gördüğünde yaptığı hatayı farkeder. Ama artık çok geçtir çünkü patronunun eşi ile tanıştırmak zorunda kalmıştır bile.


On gün sürecek bu oyunda ipler Baran'ın elindedir.  Yeni nişanlılık hayatına alışmakta zorlanan Ezgi, söylediği yalanın altında ezilmekte olan ve Ezgi'ye başlarda ısınamayan bir adet Baran efendimiz ile sayfalar birbiri ardına çeviriliyor.
Peki geçmişte yaşanılanlar, oyun ile başlayan bu birlikteliği etkileyecek mi okuyup göreceğiz 😉


Birbiri ardında gelecek olan etkinlik programımızı takip etmeyi unutmayın.
Instagram kitap yorumu ve videolu playlist için Asi Kız'ı, karakter inceleme ve blog yorum için Vemutluson bloguna davetlisiniz.

Bir sonraki blog yazısında görüşmek üzere. 
Okumak Iptiladır Müptelalara Selam Olsun. 


Hayali Karakter Röportajı / Baran Solmaz (Serpil Kır)

Dilek Taygun || BENDEKİ SEN 
Baran Solmaz Hayali Karakter Ropartajı


Herkese merhaba, bugün konuğum BENDEKI SEN karakteri Baran Solmaz. Kendisini soğuk nevale olarak tanıyor ve en yakın arkadaşı Sarp bey'in duygularına sonuna kadar katıldığımızı belirtmek istiyorum. Ama konumuz bu değil 😄
Kendisiyle sohbet edip bu oyuna nasıl başladığını ve Ezgi ile olan ilişkisine nelerin sebep olduğunu ilk ağızdan öğrenme  fırsatını bulmuşken kaçırmayalım istedim.

&&&&&&

BEN: Hoşgeldiniz Baran bey, çok fazla konuşmayı sevmediğinizi bildiğimden, sırf siz hemen sıkılmayın diye sorularıma geçmek istiyorum. Mahsuru var mi?

BARAN: Bunlar hep Sarp'ın benim için söyledikleri yüzünden 😡 adımı sessiz sakin asabi adama çıkardı bir kere düzeltmek imkansız. Başlayalım lütfen, ama acısız olsun sorularınız. 

(Gülüşmeler ahahahahaa 😂😂😂😂)

BEN: Baran Solmaz kimdir? Ve direk konuya giriyorum, Ezgi Değerli ile nasıl tanıştı. 

BARAN: Çok küçük yaşta ailesini kaybeden bir çocuktan, yetistirme yurdunda kısa da olsa bulunmuş ve annesini gururlandırmak adına iyi işler yapmış bir adamım. Sanırım tek ve en büyük hatam, şuan bulunduğum şirkette çalışabilmek için söylediğim "nişanlıyım" yalanı. Ezgi hanım ile de böyle tanıştım. Kendisinin ajansta çalışan uzun boylu, sarışın ve afeti devran olması gerekiyordu.

BEN: Ama değildi. Bahsettiğiniz kişi yerine Ezgi'nin gelmiş olması sizde şok etkisi mi yarattı? o anki duygularınızı öğrenmeyi çok isteriz.

BARAN: Karşımda sirkten kaçmış bir palyaço gördüğümü düşündüm. Gerçekliği karşısında canım her saniye daha fazla sıkılıyordu, ki bunu da ona fazlasıyla hissetirmiştim. Benim istediğim sahte nişanlı ile aralarındaki tek benzerlik isimleriydi.
Insanları küçümsemem lakin her zaman davulun dengi dengine çalması taraftarıydım. Şimdi düşünüyorum da ne kadar yanlış bir düşünce. 



BEN: Peki o anda bu oyuna bir son vermeyi düşündünüz mü?

BARAN: Kesinlikle! Hatta Kaya bey'in eşi ile karşılaşmamış olsaydık o anda bitecekti herşey ve sessiz, huzurlu yaşantıma devam edecektim.

BEN: Gerçekler ve Hayaller.
Olayların akışı doğrultusunda sorularımı sormak istiyordum ama dayanamayacağım 😆 kapınıza gelip sizi herşeyi anlatmakla tehdit ettiğinde ne hissettiniz.

BARAN: Öfkeden deliye dönmek ile cesaretine hayran kalmak arasında epey kaldım. Ama teklifini kabul etmek zorundaydım.

BEN: Ezgi'nin kendisini bu oyuna kaptırma olasılığını düşündünüz mü? 

BARAN: elbette. En çok bu durumun olasılığından korktum. Basit ve kısa sürede sonlanacak bir oyundu oynadığımız. Karakter olarak kendini kaptırmaya elverişli bir yapısının olması durumu epey kolaylaştırıyordu.




BEN: Ama kendi gönlünüzü Ezgi'ye kaptirma olasılığını hiç düşünmediniz.

BARAN: egoist olmak bazen başa bela olabiliyor ☺ Belki Ezgi den çok sonra kalbimi ona verdim. Ama ilk itiraf eden bendim. Çünkü zaman tükeniyor ve ellerimden kayıp gitmesine müsade edemezdim.

BEN: Duygularınızdan ilk ne zaman emin oldunuz?

BARAN: Sarp'ın hazırladığı gizlilik sözleşmesini imzalatmak için götürdüğüm ve sorgusuz sualsiz imzalamayı kabul ettiğinde emin oldum. Öncesi de vardı ama kendime itiraf edemiyordum.

BEN: O zaman şuan karşımızda bambaşka bir BARAN SOLMAZ var diye bilirmiyiz?

BARAN: evet, kesinlikle diyebilirsiniz. Ki zaten Sarp bu durumi hatırlatmaktan keyif alıyor. Kendimi tanıyamaz hale gelsemde Ezgi ile evde vakit geçirmeyi sevdiğimi farketmek başlarda epey şaşırtmıştı beni.

BEN: Yıllar önceki karşılaşmanız diye sorsam?

BARAN: Bırakalım da okuyucular öğrenip karar versin.

BEN: Son olarak Ezgi Değerli desem?

BARAN: (kocaman bir tebessüm) Uzun yıllardır beklediğim Bendeki diğer yarım...


&&&&&&


SORU VE CALEVAPLARIMIZ BU KADAR. EĞER SİZLERİN SORULARIDA VARSA CEVAPLAMAKTAN MEMNUNIYET DUYARIZ 😉

Bir sonraki blog yazısında görüşmek üzere. 
Okumak Iptiladır Müptelalara Selam Olsun. 



KİTAP TANITIM: Meltem Kurtulan || İçimde Saklı (Serpil KIR)

MELTEM KURTULAN || İÇİMDE SAKLI
KİTAP TANITIM

Herkese merhaba...
Yine yeniden kitap tanıtımı ile karşınızdayım. Hal böyle olunca  MENDIREK yayınlarından çıkan İÇİMDE SAKLI kitabını konuk etmekten ayrıca mutluluk duyuyorum. 
Önce Kitabımızın konusuna bir göz atalım;



KİTABIN KONUSU 

Erdem memuriyetini Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde geçirmiş idealist bir savcıdır.
İşi gereği kendisini türlü olaylar arasında buldukça, bedeni ve ruhu; günlük hayatta başka insanların farkında bile olmadığı bu olaylardan ciddi şekilde etkilenmektedir.
Ailesini mesleğinin dışında tutmaya ve hislerini dışarıya belli etmemeye gösterdiği çaba, onu giderek tıpkı annesi gibi, daha da içine kapanık biri haline getirir. Edindiği sonsuz tecrübe ile durmaksızın hayatı sorgular. Bunu yaparken bir yandan da aşkın gücünü öğrenmektedir.
Sevim; onun tek ve büyük aşkıdır. Sevda ise onların aşkının en güzel tanımı ve birlikte yaşanırken anlam bulan iki kişilik bir yolculuktur. Sevda; Erdem ve Sevim’dir.
Aile kavramının sevdikleri için yaptığı ve yapmaktan vazgeçmek zorunda kaldıkları ile Erdem salt gerçekliği kabullenirken yine de yaşadıklarını kaderle birleştirmeye, yaptığı iç hesaplaşmalarda geçmiş ile bugün arasında bağlar kurmaya çalışmaktadır.

Ancak atladığı bir şey vardır ki; aile fertleri de aslında onunla aynı durumu ve hesaplaşma içindedir.

YAZAR KİMDİR? 


1968 de Anadolu’nun ücra bir kasabasında doğdu. Memur bir ailenin çocuğu olduğu için eğitim yaşamı yine Anadolu’nun çeşitli yerlerinde geçti. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra, avukat oldu. Hukukçu bir aileden gelmiş olduğu için bu mesleği seçmiş olsa da mesleğini hiç yapmadı. Güzel sanatlara duyduğu ilgi onu tasarımcı olmaya yöneltti.” Koşullar öyle istedi” diye kısaca özetlediği tasarımcılık mesleğini uzun yıllar sürdürdü. Anadolu kültürü ve yaşadığı muhtelif yerlerin izleri, yaptığı tasarımların en önemli konuları oldu. Duygu dünyasına yer etmiş birikimleri harmanladığı tasarımları, katıldığı çok sayıda ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüle layık bulundu.
Kurtulan’ın aldığı ödüller: 
1. Yıl :2000- World Gold Council Gold Trends Tasarım Yarışması- Birincilik 
2. Yıl :2001- World Gold Council Gold Trends Tasarım Yarışması- Birincilik 
3. Yıl : 2001- Gold Trends Yarışması Cosmopolitan Dergisi Özel Ödülü 
4. Yıl: 2002- World Gold Council Gold Trends Tasarım Yarışması- Birincilik 
5. Yıl: 2002- Gold Virtuosi International Jewellery Design Awards- Altın Madalya 
6. Yıl: 2006-International Tahitian Pearl Tropy Award - Ortadoğu Birinciliği 
7. Yıl: 2006- International Tahitian Pearl Trophy Award- Dünya İkinciliği 
8. Yıl: 2008- International Tahitian Pearl Trophy Award- Ortadoğu Birinciliği 
9. Yıl: 2009- International Tahitian Pearl Trophy Award- Dünya İkinciliği.

Yazar, ayrıca daha sonraki yıllarda, davet edildiği birçok tasarım yarışmasında jüri üyeliği ve moderatörlük yaptı. Mesleği ile ilgili, sektör yayınlarında makaleler yazdı. 2010 yılında dalında, World Gold Council tarafından, dünyada dikkat çeken mücevher tasarımcıları arasında gösterilen yazar, konsey için bir kitap çalışmasında konu oldu. Bu kitap dünya üzerinde yapılan panel ve oturumlarda, tasarımda yol gösterici olarak kullanıldı.( Gold Inspiration Guide ) Yazar aynı zamanda mesleki bir kitap çalışmasını sürdürmektedir. Yaptığı mücevherleri sergilemek için başladığı heykel çalışmaları devam eden yazar; sanatsal düşüncenin tek bir konu ile sınırlanmadığını ortaya koymak istercesine, 200’ü aşkın şiiriyle yeni bir kitap için çalışmalarına devam etmektedir. Şiirlerinin bir kısmı oğlu Kerem Kurtulan tarafından bestelenmiş olup 2018 yılında “Yol” adlı bir albümde toplanacaktır. “İz bırakmak için çalışmak ve üretmek lazım” diyen yazar, bu ilk romanı ile okuyuculara merhaba diyor.

KAYNAK: Kitapyurdu.com


SATIN ALMAK İSTERSENİZ 


Bir sonraki blog yazısında görüşmek üzere. 
Okumak Iptiladır Müptelalara Selam Olsun. 

KİTAP TANITIMI: Isabel Cooper / UYUMSUZ LEYDİ (Serpil KIR)

 Isabel Cooper / UYUMSUZ LEYDİ
 Englefield Serisi #1 

Herkese Merhaba... Uzun bir aradan sonra kitap tanıtımı ile ekranlarınıza konuk olmaya geldim 😄 💯 puan bana 😆
Kitap okumaya historical romance kitapları ile başladığımı beni tanıyanlar bilir. Her türlüsü de mevcuttur elimde, ki kitaplığın çoğu da tarihi aşk romanları ile doludur. Ve şimdi de karşımda hem tarihi aşk romanı, hem macera ve hemde daha bir sürü şeyi konu edinen bir kitap var. Yazarın ülkemizde yayınlanmış ilk kitabı, küçük bir araştırmadan sonra büyük kayıp olduğunu gördüm 😔 diğer kitaplarının puanlarıda epeyce iyi.
Şimdi ki kitabımız Englefield serisinin ilk kitabı. Seri üç kitaptan oluşuyor ve olurda keyif alırsak  (alacakmışız gibi hissediyorum) devamı için çok beklememeyi diliyorum.
Hadi hep birlikte Kitabımızı tanıyalım ve okuduktan sonra yorumumda buluşalım. 

KİTABIN KONUSU

Yarı çıplak bir kadın aniden çevresinde belirdiğinde, Simon Grenville’in şaşırmaya bile vakti kalmaz. Şeytani yaratıklar etrafını sarmıştır, ta ki güzel yabancı üzerindeki garip kıyafetlerden silahlarını çıkarıp onları öldürene kadar.
Joan, kötü ruhların kol gezdiği ve insanlığın yaşam mücadelesi verdiği zamanda yaşayan bir savaşçıdır. Bu geleceği engellemek, kötülüğü yayan büyücüyü öldürmek amacıyla iki yüz yıl geçmişe, Victoria Dönemi İngiltere’sine gönderilir. Hedefine ulaşmak için, Simon’ın ona topluma nasıl uyum sağlayacağını göstermesine ihtiyaç duyar. Hayatını balo salonlarında değil savaş alanlarında geçiren Joan’un önündeki tek mücadele dönemin katı kurallarını öğrenmek değildir, Simon’la aralarındaki çekime de karşı koymak zorundadır…

KÜNYE 

YAYINEVİ: FENİKS KİTAP
ADI: UYUMSUZ LEYDİ
YAZAR: ISABEL COOPER
ÇEVİRMEN: İREM KARAY YÜCEL


Peki kitabımız hakkında, 

KİM NE DEMİŞ 

"Çekici, heyecanlı ve baş döndürücü şekilde yenilikçi… Okudukça daha fazlasını isteyeceksiniz!”
                                                                  
-LibraryJournal-

“İncelik ve derinlikle yazılmış bu roman nefesinizi kesecek.”
                                                     
-My Book Addictionand More-

“Cooper’ın yenilikçi kurgusu ve keskin zekâsı bir araya gelmiş ve büyülü bir aşk hikâyesi ortaya çıkmış.”
                                                                    
-The Chicago Tribune-

SATIN ALABİLECEĞİNİZ SİTELER 


Son olarak orjinal kapak diyelim ve onu da paylaşalım 😉


Yazarın diğer kitaplarını incelemek için;

Bir sonraki blog yazısında görüşmek üzere 
Okumak İptiladır Müptelalara Selam Olsun 


Asi'den_Chicago Typewriter_Kore Drama İncelemesi

Herkese merhaba 🙋

Kalem kılıçtan keskin derler. Silahı ise ikiye katlar. Dünyayı değiştirecek bir şeydir kalem.

💢💢💢💢💢

İş yoğunluğuydu ramazandı derken epey kayboldum buralardan. Bu kayboluşu sonlandırmak için karşınıza harika bir  kdrama incelemesi ile geleyim istedim. İzleynler ne kadar harika olduğu konusunda benimle hemfikirdirler, henüz izlemeyenler içinse izlemek için güzel bir fırsat olacak.


 Dizimiz yine bir Tvn şaheseri, şaşırdık mı? Tabiki hayırrrrrr.. Adamlar senaryo konusunda bence olayı allah-u ekber dağlarına çıkardılar bile. Konu yine çok ama çok orijinal. Tabi yine manasızca inandıkları reenkarnasyon olayı bu dizi de epeyce var ama izlerken nasıl desem, asla sırıtmıyor. Aksine önceki hayatlarını izlemek resmen ağza çalınan bal gibi tat bırakıyor izleyicide.

Karakterleri sırasıyla anlatmak istiyorum ki bu kısma zevkle iştirak ediyor olacağım 😍

Başrol de köfte dudaklımız, giyim ve kuşamıyla her zaman aykırı olmayı başaran adamımız Yo Ah In var. Sağlık nedeniyle askerliği askıya alınan köftemiz iyi ki de askere gidememiş dedirtiyor. (Tabi sağlıkta önemli ama onun önlemini aldı diye düşünüyorum) 

Dizideki kendisini, G.Kore'nin Stephan King'i olarak adlandırılan yazar Han Se Joo olarak izliyoruz. Yakışıklı, romantik çokça kibirli bir görünüme sahip olmasından dolayı okur çevresi tarafından kendisine "Yazarların idolü" lakabı verilir. Bir gün imza için yolu Chicago'da mistik bir kitap kafesine düşer. Orada gördüğü daktiloya hayran kalır ve sahibinden ister. Adam daktiloyu vermek istemez ve Se Joo daktiloyu almadan G.Kore'ye geri döner. Ardındaysa çılgın bir daktilo bıraktığındansa haberi yoktur. Adam bu çılgınlığa dayanamaz ve daktiloyu Se Joo'ya  göndermeye karar verir.  Daktiloyu karşısında gören Se Joo önce şaşırır, sonra sevinir ve en sonunda daktiloyu atmak ister 😂😂  Ahaha bu kısımlarda daktilonun dili olsada konuşsa 😛


Se Joo önceki hayatında,  Japon sömürgesinin en yoğun olduğu Joseon  döneminde yaşayan Seo Hui Young olarak yaşamış. Joseon'un bağımsız olması için canla başla çalışıyor ve bunun için kurulan gizli örğütün eylemlerinde öncülük ediyor. Burada da  gazete, dergi ve kitap yazarlığı yapıyor. Joseo'nun bağımsızlığı için omuzuna yükeldiği sorumlulukları o kadar fazlaydı ki, onu her izlediğimizde gözlerinde ki o hüzünlü bakış resmen insanın içini acıtıyor. Adam o kısımları oynamamış yaşamış resmen.  Hayatta en sevdiği 3 şey, ülkesi, Ryu Soo ve Shin Yul. Reenkarne de sürekli söylediği  "bu hayatta her şeyden vazgeçiyorum ama bir daha doğduğumda yeniden karşılaşacağız ve bu sefer asla vazgeçmeyeceğim" sözleri  bakalım kabul olacak mı 😛



 Kızımız, Jeon Seol  uzun yıllar, daha Se Joo çaylak bir yazarken  hayranıdır ve bu hayranlığı popüler bir yazar olana kadar devam ettirir, taki bazı nedenlerden ötürü anti-fanı olana kadar 😋 Kendisi lise yıllarında  atıcılık sporuyla ilgilenir ve eline silah aldığı bir gün geçmiş hayatından gördüğü sahne eline bir daha  silahı alamamasına neden olur. Milli sporculuğu bırakır ve veterinerlik okur. Yarı zamanlı olarak hem veterinerlik hem de kuryecili yapmaya başlayan Jeon Seol, teslim etmek için aldığı paket ona hayatının fırsatını sunar. Paket hayranı olduğu yazar Se joo'ya ait olunca fırsattan istifede etmede eksik kalmaz ve bu şekilde yollarının kesişmesini neden olur. Olayların tamamı da bu noktadan sonra başlar.  Ya zavallı Se Joon 😀 Köpekle olan imtihanı hala gözlerimin önünden film şeridi gibi geçiyor 😀
 

Önceki yaşamında kızımızın adı Ryu Su Hyeon'dur. Babası eski Joseon savunucularından ve bir gece yarısı evinde öldürülür. Japon askerlerinden kaçmaya çalışan Ryu Su'yu maskeli bir adam tarafından kurtarılır ve ona şehirdeki Carpe Diem barına gitmesini orada saklanmasını söyler. Erkek kılığında Carpe Diem'de çalışmaya başlar. Yıllar içerisinde o da direnişçiler arasına girer ve grubun keskin nışancısı olur.  Yaşadığı masum aşkı, abi gibi sevdiği Carpe Diem  patronu, Anastasia ve Samsari halleri kesinlikle diziyi izletenlerden biri. Şahsen ben günümüzde ki hayatından çok buradaki hayatını daha çok sevdim. 
 


  İşte hayatınızda görüp izleyebileceğiniz, en sevimli, en ponçik, en casper'ı gölgede bırakan hayalet Yoo Jin Oh 💕 Kendisi 80 küsür yıl boyunca daktilo içerisinde esir kalmış bir hayalettir. Bir gün geçmişten hayal meyal hatırladığı adamı karşısında görünce tee Chicago'lardan peşine takılır ve gerçeği yavaş yavaş keşfetmeye başlar. Karşılaştığı bu adam onun yıllardır özlemini duyduğu kadına da ulaştırınca gerçeği öğrenme isteği kaçınılmaz olur.  Geçmişte beraber olduğu insanlar neden reeankarne olupta kendisinin olamaması üstüne bir de daktilo içerisinde mahkum olması o dahil herkesin merak konusu. Ah ve bir amacı daha vardır. Yıllar önce verdiği söz. Bu sözü tutmak adına türlü türlü anlaşmalar bile yapar sevimli hayaletimiz. 
 

Kendisi 1930'lu yıllarda Carpe Diem'in biricik patronu Shin Yul'dur. Zengin bir ailenin oğlu ve Joseon'nun kurtuluşu için mücadele verenlerde ikinci sıradadır. Sevdiği kadına açılamayanlarda da ikinci sıradadır. Hayata hep ikinci sırada başlamışsa demek ki 😋 Ryu So'yu seviyor ve onunla mutlu olmak istiyor. Yanlış anlaşılmasın öyle gereksiz ihtiras falan yok, izlenebilecek en masum aşkı yaşıyor. Hui Young'dan sonra en çok Shin yul için üzüldüm, hem bu dönemde hem de günümüz döneminde. Aradığı soruların cevaplarını bulduğunda açıkcası bende o kadarını beklemiyordum. Ama adam ne yapsın seven adam sonuçta aksini yapsa daha mı iyiydi 😞



 Joseon dönemi - bu üçlü her zaman kalbimizde yaşayacak

 Günümüz  



 Bazı diziler vardır o kadar sıkıcı sahneleri var ki elin mouse gider ve bir iki dakika atlarsın, dizi az hızlansın da bi'şeyler izleyelim dersin. İşte o bu dizi de olmuyor. Her saniyesini kaçırmadan izlemek istiyorsun keşke biraz daha uzun olsaydı diyorsun, diyorsunda diyorsun. Eski dönem dizilerden pek hazetmeyen ben özellikle bunun eski dönem bölümleri ile adeta aşk yaşadım. 

Sevgili senarist abla, eski dönem hikayesini ayrı bir dizi olarak yazmalısın, bizi böyle trene bakar gibi pc'ye boş boş bakar halde bırakmamalısın.

İnsanlık olarak hüzünlü aşkları çok seviyoruz 😥 aşk kavuşulmadığında gerçek aşk olur zırvalarını tabi ki de yapmayacağım. Zira burada öyle bir durum söz konusu değilken bile bence gayet dibine kadar gerçek aşkı yaşadılar. 

Ve bence Shin Yul'un yaşadığı aşkta kendisine göre gayet gerçek bir aşktı. 


 Her bölüm, her sahne, her an birbirinden harika ve duygu yüklüydü, akıllara kazınacak bölümlerden bir kaç yüz tanesinden sadece bir kaçı sizlerle 😋😋

Sevdiğim sahnelerde vol-1

ya nasıl tatlı dans edişleri vardı 😍


Sevdiğim sahnelerde vol-2 
 
 Bu anı iyi izleyin eyyy drama severler. Zira biz izleyicilerde en az Se Joo kadar şok oluyoruz 😁









 Ahh be zalımın evlatları,  böyle içten ağlayıp bizi de ağlatmayı nereden öğrendiniz. 


Sevdiğim sahnelerde vol-3 

Aslında daha çok sahnem var da işte gözü kor olasıca spoilerrr endişesi mani oluyor yüklememe..


 Sevdiğim sahnelerde vol-4 

Sonraki hayat için verilen sözler.. 

  

Son olarak ağlaya ağlaya izlediğim bölümden ağlaya ağlaya paylaştığım an


 Koskoca dizi tabiki sadece bu üç karakterden oluşmuyor. Geçmişten yine günümüze gelen kötüler, daha çok kötüler ve iyiler de var ama bunlar varken onları anlatmak hiç içimden gelmedi . Spoiler endişesiyle konunun çok daha fazla detayına inemedim ama izleyince burada yazanların ne demek olduğunu anlayacaksınız. Güvenin bana..

 Kaçırmayın ve mutlaka izleyin.


Tabi ki diziye ait harika ost'lar var. Ama ben en çok çok çok bunu seviyorum. Sizlerde dinleyin..



Ve buşahane ost ile dizinin künyesini inceleyebilirsiniz. 
Hatta bence siz direk diziyi izlemeye başlayın 💙

Adı: Chicago Typewriter |
Tür: Romantik, Komedi, Fantastik
Yönetmen: Kim Cheol-Kyu 
Senarist: Jin Soo-Wan (Kill Me Heal Me senaristi) 
Yayıncı: tvN 
Bölüm Sayısı: 16 
Yayın Tarihi: 7 Nisan 2017 
Yayın Günleri ve Saati: Cuma & Cumartesi – 20:30 
Dili: Korece 
Ülke: Güney Kore
Oyuncular:  
Yo Ah-In - Han Se-Joo
Lim Soo-Jung - Jeon Seol
 Go Kyung-Pyo - Yoo Jin-O

Konusu:

Dizi, 1930’lu yıllarda Japon sömürgesi altında yaşayan ve reenkarnasyon ile günümüzde tekrar dünyaya gelen üç arkadaşın etrafında dönmektedir. Günümüzde bu yarkadaşlardan biri kitapları çok satan bir yazar, biri gizemli bir hayalet yazar ve diğeri ise kitapları çok satan yazarın fanı olarak yaşamaktadır.

O zaman dizinin upppuzun fragmanınıda izleyelim



💥💥💥💥💥💥💥💥💥💥💥

Hayatımızın Kdramasız ve Kitapsız geçmemesi dileğiyle efenim..



Sevgiler As!
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI