Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

Ekim ayında OKUDUKLARIM || KİTAP YORUMLARI ( Ruya Kız&Serpil Kır )

EKİM ayında OKUDUKLARIM


Ekim ayı bereket ayı diye geldim :)
Beğendiklerim, beğenmediklerim ve birazcık beğendiklerim olarak tam 14 kitap okudum !
Kitaplar çok olunca ayrı bir özen göstermek ve hepsini sizinle paylasmak istedim...

Hadi birlikte inceleyelim.

Ilk olarak Ekim ayına "4" kitapla damga vuran PEGASUS yayınları ile başlıyorum. 



Wulf Dorn / Şizofren  

Puanım 5/5

Orman polikliniğinde neler oluyor?
Ilk kitap Psikiyatrist'i çokça beğenen ben bu kitaba resmen hayran kaldım. Tam bir günde bitti. Nasıl başladım nasıl bitti heyecandan anlamadım bile. 
Kitap, Psikiyatrist Jan Forstner'ın doğup büyüdüğü kasabaya geri dönmesiyle başlıyor. Bu kasabayı terk etmeden önce kardeşi Sven bir gece Jan'ın nereye gittiğini takip eder ve peşine takılır. Ve "o gece" ortadan kaybolur. Ve aynı gece Jan'ın babası geçirdiği trafik kazasında ölür. Bir gece de insan hayatının nasıl değiştiğinin en güzel örneği Jan Forstner'in hayatı.
Şimdi başarısız bir evlilik ve Psikiyatrist mesleğine ara verdiği bir dönemden sonra geri döndüğü kasaba, yıllar önce bıraktığı kasabanın aynısıdır. Gizemli,sorunlu ve yeni hastalarının birer birer ortadan kaybolması ile işler rayından çıkıyor. Şimdi iki hedefi var;
Kardeşinin başına ne geldiğini bulmak ve hastalarının neden daha da delirdiğini çözmek. 
Bu yazarı daha önce okumadıysanız -ki en son okuyan benim diye biliyorum- kesinlikle tavsiye ederim...


Linda Castillo / Sessiz Yemin
Puanım 2/5

Kitabın konusunu ve anlatım şeklini sevmedim :( okurken insanı fazla fazla yoruyor. Kitap seri, muhtemelen Yayınevi devamını da çıkartacak, lakin okumayı düşünmüyorum. 
Farkı farklı anlatım şekilleri vardır ve her birinin de adı. Benim tercihim Ilahi ses dedikleri.

Bknz:

1. Yazarın kendi bakış açısından anlatış şekli vardır. Olayları sadece onun gözünden okuruz. Genelde tercih edilendir. Zira en keyif aldığımız tür olur kendisi.

2. Bir de karakterin iç seslerinden okur, onların bakış açısından hikayeye adapte olmaya çalışırız. Bu tarz tarafımca pek tercih edilmez. Çünkü o zaman duygu yoğunluğu ve betimlemelerde nirvanaya ulaşıyor hikaye.

3. Bu yazım şeklinden olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum.  Hani hem erkek hemde kadın karakterin kendi iç seslerinin yer aldığı ve bazen de yazarin kendi duygularını da içine kattığı kitaplardan bahsediyorum. Tam bir karmaşa! 

Bu üç anlatım türü ile çoğu zaman karşılaşmışızdır. Lakin şuan okuduğum bu kitap yeni bir tür!  Daha geriye ne kaldı diye mi düşünüyorsunuz? Anlatması güç. Tıpkı okuması ve ne okuduğunuzu anlamaya çalışmak kadar güç 😡

Kitabın ilk sayfaları karakterin iç sesinden oluşuyor. Bu da yetmemiş gibi diger karakterleride kendisi yönetiyor! 

Bknz: "T.J'yle birlikte eve giriyoruz. Daima saygılı olan T.J şapkasını çıkartıyor. Isaac, Kahve mi yoksa sıcak çay mı istersiniz diye soruyor. Teklifini redediyorum. Mutfağı gösteriyor....."
Yor-yor ve yine yor'larla devam ediyor kitap. 
Ben beğenmedim tercih sizin :)


 Jude Deveraux / Kadife Geceler

Puanım 5/5

Bu kitap içinne diyebilirim ki :*) sadece alınve okuyun. Yazarı bu seride tanıdım. Daha başka kitapları da var lakin o kitapların çıktığı yayinevi batmış gitmiş. Sahaflarda bile bulmak imkansız gibi geliyor ama gözüm üstlerinde. Gördüğüm ilk yerde alacağım hemen.

Kadife Geceler, Edilean serisinin üçüncü kitabı. Ve bence en en en güzel ve eğlenceli kitabıydı. 

Edilean kasabasının terzi kızı Sara Shaw, Greg ile nişanlanmış ve düğünlerine sayılı günler kala Greg tarafından kısa süreliğine terk edilmiştir!  :)
Çünkü Greg,azılı dolandırıcı Mitza'nın oğludur ve uzun zamandır ana oğul aranmaktadır.
Alınan duyumlara göre Greg, Edilean kasabasında kendi halinde bir kızla evlenme yolunda ilerlemektedir. Peki sebebi ne? Yoksa bu kız Greg'in tipi olmamakla birlikte, daha önceki ilişkilerindeki bayan partnerleri sırra kadem basmışve bir daha haber alınmamıştır.
İşte bu kısımda devreye gizli ajanımız Mike Newland giriyor(kalp kalp kalp kaaaaalppp).
Şimdi hedefi Sara'yı Greg'in kötü emellerinden kurtarmak ve Greg'in bu kasabadan ne istediğini bulup yakalamak. Bunları yaparken Gizli Ajan kimliğini de gizli tutmakta cabası.

Ah ama lütfen,  hesaba katılmayan en önemli iki şey var!
Birincisi Mike ve Sara'nın birbirlerine aşık olmamak için verilen mücadelesi, ikinciside Mike'ın gizli görevini Sara'ya nasıl açıklayacağıdır.

Çok ama çok sevimli karakterler ile dolu bir kitaptı. Mutlaka okuyunuz 😄



Rick Yancey / Sonsuz Deniz 
Puanım 4/5

Ilk kitap 5.Dalga'yı okuyalı epey zaman olmuş. Bir baktım konusu unutulmaya yüz tutmuş hemen aldım Sonsuz Deniz'i elime.
Ilk kitabın heyecanı yerini durağanlığa bıraktığı gerçeği göz ardı edilemez. Bu kitapta daha çok Marika, yani Hileci'nin hikayesi daha çok dikkat çekiyor. Özellikle son bölümde (Son bölüm dediğime bakmayın, kitabın yarısından sonrasını oluşturuyor). Dünya hala istila edilmiş durumda. Hileci ellerinde kurtulmak için de pek şansı yok. 
Ilk kitabın ana karekteri Cassie bu kitapta resmen yan karakteri oluşturmuş. Evan da onun peşinde ve adam bildiginiz kendini feda ediyor. 
Ama öyle bildiğiniz feda etmek değil bunu ki. Okurken defalarca aklımdan geçen şey " Bu Evan da birşeyler var ama ne? Neden istilacılar peşine düşsünler? Öldürmek için neden bu kadar uğraşsınlar? O sadece bir susuturucu" vs vs vs. İşte 4 puan vermemin sebebi yalnızca bu. Beni merakta bırakması. Ve sorularımın cevabı 3.kitap The Last Star (The 5th Wave, #3) içinde saklı. 

Distopya sevenlere tavsiye edilir tabikisi.

Dip NOT: Hala 5. Dalga filmini izlemedim gerçeğini de şuracığa yazayım. Ayıp ama dimi 😥


Şimdi sırada Aspendos Yayınlarından okuduğum 

Laura Nowlin / Eğer Benimle Olsaydı 

Kitaplamolablogturu ekibi ile okuma etkinliği düzenlediğimiz dram yüklü kitap.
Kitabın başında "yuhh! Ne oluyoruz" diye okuyor ve sonunda " Keşke Seninle Olmasaydı" diye bitiriyoruz.

Finny ve Autumn'un anneleri ölümüne  arkadaştırlar. Daha bebekliklerinde herşeyi birlikte yapmaya başlayan Finny ve Autumn ortaokula kadar birlikte hareket ediyor, birbirlerinin arkalarını kolluyorlar. Yaşları büyüdükçe birbirlerinden ayrılmaya başlayan bu bebeklik arkadaşları kendilerine farklı yollar seçiyor. 

Finny okulun en popüler erkeği ve bütün gözler üzerinde. Autumn'un onunla olmak görünmek istemediğini düşünüyor ve kendine yeni arkadaşlar ediniyor.

Ve Autumn da okulun en anormal kızı olarak kendine yeni bir ünvan ediniyor. 
Ve okulun ikinci popüler grubunun lideri ile uzun sürecek bir aşka yelken açıyor. 

Birbilerinden kopan bu iki arkadaşın hayatı görünürde muhteşem olsada aslında içlerinde birbirlerine olan özlemi yazar yüreğimize dokunacak şekilde yansıtıyor. 

Eğer Benimle Olsaydı, adından da anlaşılacağı üzere pişmanlıkları ve keşkeleri ile son sayfasında kadar yakanızı bırakmıyor. 

Yazarın bizde yayınlanmamış bir kitabı daha var. Her ne kadar Goodreads de puanı az olarak görünsede okumayı çok isterim. 

Daha önce de dediğim gibi,  Aspendos Yayınlarının bu tarz kitaplarını okumaktan hiç pişman olmadım. 

Sizde okuyun hak vereceksiniz 😄 




Arkadya Yayınları 
Ellen Marie Wiseman / Erik Ağacı 
Puanım 4/5

"Yine aynı şey, diye düşündü Christine. Yine biri, diğerinin duymaya ihtiyacı olduğu şeyi söylüyor."

Nazi Almanyasının, hayatları nasıl altüst ettiğini, birbirlerinden koparılan aşkları, aileleri ve açlığın neleri göze aldığını okumak çok farklı bir duyguydu. 
Christine ile o kadar çok şey yaşıyorsunuz ve o kadar çok şeye şahit oluyorsunuz ki ne hissedeceğinizi bilemiyorsunuz. Bir çok sayfasında gözlerim dolu dolu okudum.

Hitlerin katliamlarından, Alman vatandaşı olanlar bile kaçamıyor. Önce savaş için ayrılıklar başlıyor. Açlık, insanların birbilerine olan tahammül sınırlarını zorluyor. Bombalar köy demeden, küçük büyük demeden yağmur gibi yağıyor. Ve sonrası, kavuşmayı hayal etmek bile bir lüks haline geliyor...

Ahh bee ne çektiniz siz 😔

Yahudi Isaac ve Christine'nin yollarını ayıran 1938 yılının Sonbaharında başlayan Hitler'in savaşı...

Ve daha sonrası! Okunması gereken ve kalemine ikinci kez hayran kaldığım Ellen Marie Wiseman...





Arkadya Bitter
Aleatha Romig / Yüzleşme 
Puanım 4/5

Ya şimdi buna nasıl bir yorum yazabilirim bilmiyorum :( hayır büyük lokmamı yutmakta zorlandım o ayrı ama hazmedemiyorum 😁
Ikinci kitabı, ilk kitap Tutku Oyunlarından daha çok sevdiğim gerçeğini söylemek yeterlidir zannimca. Daha baska seyler yazmak kanıma dokunuyor arkadaş! 
Tabi Yiğidi öldürsekte hakkını yemeyelim,
Tavsiye ederim. Çok iyiydi 😮







Altın Kitap
Stephen King/Bay Mercedes 
Puanım 4/5

Ilk kez King okuyan bir okur var karşınızda 😄 sevin beni.
Kitabın ilk sayfaları öldürdü beni ( Hayır katilimde belli ama yakalanması güç, borumu bu? Koca okyanus ve kıta var aramızda). Sabahın ilk ışıklarında iş başvurusu yapmak için siraya girmiş insanlar. Ve bu insanların içinde küçücük bir bebekte var. Kafayı yemiş bir adam düşünün! Şehrin önde gelen ailelerinin çalınan siyah Mercedes markalı arabası ile sıraya girmiş insanların üzerine sürüyor. Sonuç çok sayıda ölü ve yaralı.

Bay Mercedes durmak bilmiyor ve mail göndermeye devam ediyor. Emekli dedektifin peşine düşüyor ve dedektif de boş durmuyor. Müthiş bir kovalamaca ile devam ediyor kitap. Ama sonu! Bence o kadar basit olmamalıydı.





Altın Kitap
Sandra Brown / Kirli Oyun 
Puanım 3/5

En bi sevdiğim yazar "SANDRA BROWN" Ekim 2008 basımlı Altın Kitap dan çıkan kitabı.
Çok ilginç bir giriş yaparak başlıyor kitap. Dolandırıcılıktan beş yıl hapis yatan Griff, hapisten çıktığında onu hoş bir iş teklifi bekliyordu. Paraya ihtiyacı vardı  ve kabul etmemek için tek bir sebep dışında bir engel görünmüyordu. 
Ne yani, Sağlıklı bir adamdan çocuk yapmayı istemek, dolandırıcılığa giriyor mu ki? 😄
Bence girmez. ;) 

İş dunyasının duayeni olan Foster Speakmen tarafından bu ilginç teklifi alan Griff, Foster'in güzeller güzeli eşi Laura'ya aşık olmaya başladığında hatalarda peşinden gelir. Saplantılı olan Foster şimdi iyice takıntılı bir hal alır ve Griff'in zaten altüst olan hayatı daha da beter bir duruma düşer. Ya sevdiği kadın için mücadele edecek yada tekrar hapise girmeyi göze alacak.
Kitabın başları müthiş durağandı. Ama son 150 sayfasıda bir o kadar hızlı geçti. 
Keşke başlarda da akıcı olsaymış da bende 3 puan vermeseymişim :(




Epsilon Yayınları 
Anna Campbell / Yedi Gece 
Puanım 2/5

Hem uzun zamandır Epsilon okumuyor hemde uzun zamandır historical elime almamıştım. Ama kötü bir tercih oldu. 
Çok sıkıldım,  bitmeyen bir Yedi Gece, karasızlıkla boğuşan bir kadın karakter ve her düşüncesinde sonuna kadar hak verdiğim bir erkek karakter. 
Yazarın daha önce iki kitabını okumuş ve çokta beğenmiştim halbuki, sanırım historical okumak için doğru zamanı seçemedim. Zira bu kitabı beğenmeyen bir tek BENIM 😁


 





Martı Yayınları 
İris Johansen / Oyunun Sessiz Tanığı 
Puanım 2/5

Ilk kitabı çok sevmiş, ikinci kitabı epeyce gereksiz bulmuş birisi olarak üçüncü kitaptan ne beklediğimi bilmeyerek başladım. Iyi de yapmışım, beklentim yuksek olsaydı daha cok hayal kırıklığı yaşardım .

Halbuki yazarı severek takip ediyorum lakin bu serisini pek sevemedim.
Seri 21 !!!!! Kitaptan oluşuyor ve yayinevi 16,17 ve 18. Kitabı çıkarmayı uygun görmüş. Bence yerinde bir uygunluk. Zira 17.kitap fazlasıyla gereksizdi. 18.kitapta pek farklı değildi ama en azından sorularımızın bir kısmına cevap bulabildik.  Öyle uzun uzun yorum yazmayacağım bu kitaba ama kitapta beni en çok rahatsız eden kısmı söylemeden de geçemeyeceğim. 

Tamam Eve Duncan'ın seveni çok fazla. Ama lutfen yani,  dört bir koldan arayan bu grupların her yaptığını okumak ayrı bir de birbirlerine "siz ne yaptınız" diye sorarken tekrar anlatması ve bizimde bunu tekrar okumamız 😯 yorucuydu, gereksizdi ve abartılıydı.




Ephesus Yayınları 
Nancy Pickard / Cinayetin Şifresi 
Puanım 5/5

Bana böyle kitaplarla gelin arkadaş !!!

Ve çok uzun zamandır beklediğim yazar ve kitabı ile sahnedeyiz!

Yaaaa ama ben nasıl özlemişim kalemini 😍 resmen her sayfasında gözlerimden kalpler fışkırarak okuyorum.

Kitabın bitmesine son sayfalar kaldı ve ben Ray'ın akıbetini deli gibi merak ediyorum. Tabi bir de Johnnie Kepler'e ne olduğunu 😔

Kitabın anlatım şekli şuana kadar okuduklarımızdan çok, çok farklı. 
Marie Lightfoot, polisiye gerilim kitapları yazan bir yazar. Konularını gerçek hayattan esinlenerek ve tüm  gerçekliği ile kaleme alan, dedektif gibi ortalıkta dolanan ve katilin yakınları ile röportaj yaparak kurgusunu düzenliyor. 
Ve bu hikayesinde de katil zanlısı Raymond Raintree, küçük bir kızı öldürmekten suçlu bulunuyor. Ray hakkında hiç bir kayıt yok. Sanki hiç varolmamış gibi çıkıveriyor ortaya. Görünüşü, yüzüne on saniyeden fazla bakamayacağınız kadar deforme olmuş durumda ve kim yaptı nasıl oldu bilinmiyor. Hatıraları yok, kimliğini kendiside bilmiyor ve Marie sayesinde bir anda suçluyken kurban durumuna düşüyor. 
Sonrası mı?  Bende deli gibi meraklardayım. 
Anlatımı farklı demiştim, işte farklılık burada devreye giriyor. Çünkü Marie kendi hikayesini yazar gibi anlatıyor hikâyeyi.

Farklı bir tecrübe,  sizde edinsenize 😉

Not: Blog yorumu için paha biçilemez bir konu ve yazar değil de nedir sorarım size 😎


 



Nemesis Kitap


Büyü / Thomas Olde Heuvelt 
Puanım 4/5

Uzun zamandır okuduklarımı paylaşmıyorum burada :( 
Bende dedimki ilk baştan başlayayım. 

Efenimm geçtiğimiz hafta için okuduğum ilk kitap "Büyü / Thomas Olde Heuvelt"

Lanetli bir kasaba olan Black Spring, 350 yıldır herkesin görmeye alıştığı bayan Katherina van Wyler'i konuk ediyor. Bazen evinizin salonunda, bazen mutfakta ocağın başında ve bazende bahçenizde dikilmiş duruyor.
Bu kasaba sakinleri o kadar alışmış o kadar benimsemiş ki, artık korkmuyorlar.
( kendimi düşünemiyorum bile)

Bayan Cadımız, on yedinci yüzyılda lanetlenmiş ve gören gözleri bakmasın, konuşan ağzı lanet olumasın diye dikilmiş.

Fısıltılarından uzak durun! Yoksa kafanızı duvardan duvara vururken ya da bıçağı kendinize saplarken bulursunuz.

Ve lütfen Black Spring tabelesini gördüğünüz lde ters istikamette yolunuza devam edin. Çünkü bu kasabaya giren bir daha geriye dönemiyor...

Bunlar size verdiğim ipuçları,  gerisi kitabın içinde. Sizde okuyun ve kollarınızdaki tüylerin ne kadarı diken diken olacak görün 😉

Ben sonuçtan pek memnun kalmadım 😔


Vay canına!  Bir daha hatırlatın da 14 kitap okuduğum ay blog yazısı yazmayayım! Baya yorucuymuş ;)

Dolu dolu geçen Ekim ayının Kitap notlarım bu kadar. 



Keyifli okumalar herkese...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI